26 Ağustos 2013 Pazartesi

BAYKAN HUKUK&DANIŞMANLIK


BAYKAN HUKUK BÜROSU

Avukat ve Müvekkil arasındaki ilişki hiç şüphesiz karşılıklı güven esasına dayanır. Avukatlık hizmeti uyuşmazlıkların çözümünde geniş vizyonlu analizlerin, sağduyulu ve süratli çözümlerin bilinci ile hareket etmeyi gerektirir. Esasında hukuk alanındaki en sağlıklı yaklaşım, ihtilaflar ortaya çıkmadan önce muhtemel sorunları daha doğmadan engelleyecek tedbirleri almaktan geçer.
İşte hukuk büromuz bireysel ve kurumsal müvekkillerine Avukatlık, Müşavirlik ve Danışmanlık hizmeti verirken,  “koruyucu hukuk” kurallarını referans almakla işe başlar. Her hak ve menfaat için vekillik hizmeti verir, hukuki ihtilafların çözümünde “uzlaşma” kültürünün yerleşmesi için çalışır.
Daha huzurlu, daha mutlu bir Türkiye’de beraberce  yaşamak için..

Baykan Hukuk Bürosu uzun yıllardır hukuk sektöründe sahip olduğu bilgi ve birikim ile faaliyetini sürdürmekte olup temel prensibi;doğruluk ve dürüstlükten ödün vermeksizin müvekkillerine hukuki anlamda tam desteğin sağlanmasıdır.
Avukatlık hizmeti en profesyonel anlamda, problemlerin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla satın alınması gereken bir hizmettir.
Ülkemizde halen avukatlık hizmetine, problem ortaya çıktıktan sonra müracaat edilmeye çalışılmakta ve uzun yıllar süren davalarla uğraşılmaktadır. Bu nedenle hukuk büromuz Uyuşmazlıkların analizi ve çözümünde kalıplara sıkışmışlığın ve dar çerçeveden bakışın yerini geniş vizyon, sağ duyu ve süratli çözümlerin alması gerektiği bilinci ile hareket ederek Türkiye de seçkin ( reklam yasağı çerçevesinde referans gösterilememektedir) firmalara hukuki danışmanlık hizmeti vermekte ve problem ortaya çıkmadan önlenmesi yolunu tercih etmekte müvekkillerini de bu konuda bilinçlendirmektedir.
Lütfen sizde hukuki sorunlarınızda bir avukat desteği olmadan hareket etmeyin.
Masraflar ve riskler konusunda samimiyet
Masraflar ve riskler konusunda samimiyet Avukat masrafları ve dava riskleri hususunda gizlilik ve saklılık kesinlikle yoktur. Müvekkillerimizi ilk andan itibaren masraflar ve riskler konusunda en dürüst ve açık şekilde bilgilendirmek en önde gelen ilkelerimizden biridir.

Amacımız, müvekkil ve danışman arasında güven sağlamaktır.

“Güven ve itimat, hizmetin temelidir.”

Titizlik ve hassasiyet

Prensibimiz, arzularınızı ve isteklerinizi yerine getirmek ve sizleri hedefinize ulaştırmaktır.

Bu amaçla avukatlarımız hukuki problemlerinizi büyük bir titizlik ve hassasiyetle değerlendirmekte ve sonuçlandırmaktadır.

Güveniniz için teşekkürler.



ADRES
: CEVİZLİK MAH. HATBOYU CAD. ADALI PASAJI NO:6 K:3 D:42 BAKIRKÖY İST.
CEP TEL
: 0532 494 11 60
TEL : 0212 543 20 90
FAX
: 0212 543 20 91
MAİL 
: info@onurbaykan.av.tr  - av.onurbaykan@hotmail.com
Facebook profil : http://www.facebook.com/AvukatOnurBAYKAN
Twitter : @onurbaykan
Facebook sayfası: http://www.facebook.com/BaykanHukuk
Blog : http://baykanhukuk.blogspot.com


MALPRAKTİS-DOKTOR HATASI

Malpraktis nedir?

Malpraktis; doktor, hastane ve diğer sağlık çalışanlarının yanlış sağlık uygulamalarıdır. Kısaca, doktor hatasıdır. 

Malpraktis(Malpractice) "bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanmasıdır" (Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, md.13). 

Dünya Tabipler Birliğine göre de, malpraktis "hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan hasardır".
Hastanın zararının karşılanması için tazminat davası açma hakkı vardır. 

 Doktorun Sorumluluğu

Doktorun hastasına karşı bakım ve tedavi görevi vardır. Doktor her türlü kusurundan dolayı, hatta hafif kusurunda dahi sorumludur. Bu nedenle, Doktor bu görevini en iyi şekilde yerine getirmelidir. Aksi takdirde hastanın veya yakınlarının açtığı tazminat davası nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalabileceği gibi eylemlerinin suç oluşturması halinde cezai sorumluluğu da söz konusu olabilir.

Hasta, doğru tedavi için doktorun talimatlarına uygun davranmalıdır. Buna karşılık doktorun da hastasına karşı görevleri bulunmaktadır. Doktor, tedavisini hiçbir hataya yer vermeksizin gerçekleştirmek zorundadır. Çünkü doktor meslek alanı içindeki en hafif kusurunun neden olduğu zarardan dahi sorumludur.,

Hastanın veya Hasta Yakınının Mağduriyeti Nasıl Giderilir?

Doktorun hatası veya teknik karşılığıyla söylersek malpraktis söz konusu olduğunda, hastanın veya hasta yakınının mağduriyetini gidermek çoğu zaman mümkün olmaz. Zira doktorun hatası kimi zaman bir hastanın kalıcı bir hasara maruz kalmasına veya ölümüne neden olabilir. Bu durumda oluşan hasta veya hasta yakınının oluşan zararının ve yaşadıklarının maddi bir karşılığının olmadığı kuşkusuzdur. 
 
Doktor ve/veya hastane tedavi aşamasında yaptığı tüm hataların neden olduğu zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Bu durumda hastalar ve/veya hasta yakınları, zararın tazmini için tazminat davası açarak haklarını savunabilir. 

Doktorun ve/veya hastanenin bakım veya tedavi görevini, tam veya gerektiği gibi yapmaması veya eksik yapması nedeniyle hastasına zarar vermesi, aralarındaki hukuki ilişkiye aykırıdır. 


Mağdur Olan Hasta veya Yakınları; Kimi, Nasıl Dava Etmeli?

Dava Açarken izlenecek yolda Hastane Türü Belirleyicidir!

"Hastanın uğradığı zarar kimden ve nasıl tazmin edilecektir?" sorusunun cevabı, tedavinin devlet hastanesinde veya özel hastanede gerçekleşmesi halinde farklı olacaktır. 


Devlet Hastanesinde Mağdur Olan Hasta Kime Karşı
Tazminat Davası Açmalı?

Devlet memuru olan doktor hataları için ancak devlet aleyhine dava açılabilir!
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak hastanenin bağlı olduğu idare yani devlet aleyhine açılabilir. İdare, kamu görevlisi hekimlerin "hizmet kusuru"ndan kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. 

Devlet hastanelerinde yaşanan malpraktis vakaları nedeniyle uğranılan zararların tazmini için davalar devlet aleyhine açılmalıdır. Ancak, devlet memuru doktor ve diğer sağlık görevlilerinin "görevden ayrılabilir" kişisel kusuru bulunuyorsa, tazminat davası doğrudan doktor veya diğer sağlık görevlisinin aleyhine açılabilir. Bu husus, teknik hukuki inceleme ile tespit edilebilir. Kamu hizmeti verilirken doktorun şahsi hatası ile hastane organizasyonunun hatası (buna kısaca hastane hatası diyebiliriz) birbirinde ayrılabiliyorsa ve bu durumda doktorun şahsi hatası hastane hatasına göre öne çıkıyorsa devlet memuru olan doktor aleyhine doğrudan tazminat davası açılması mümkün olacaktır. Tazminat davasının doğru mahkemede doğru kişiye karşı açılması bakımından bu tespitin yapılması önemlidir. Yanlış mahkemede açılan dava ciddi hak kayıplarına neden olacaktır.

Hizmet kusuru idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanır. Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve devlet aleyhine açılacak tazminat davalarında (tam yargı davalarında) devletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. 



Özel Hastanede Mağdur Olan Hasta Kime Karşı
Tazminat Davası Açmalı?

Hastanın uğradığı zararlar, hem hata yapan doktordan hem de özel hastaneden talep edilebilir!

Sağlık hizmeti son yıllarda iyice yaygınlaşan bir biçimde özel hastaneler aracılığıyla da sunulmaktadır. Sağlık hizmetinin kamusal niteliği nedeniyle özel hastaneler sıkı denetim ve kurallara bağlıdır. Bu nedenle özel hastaneler, sağlık hizmetini en iyi şekilde sunacak doktor ve personeli istihdam etmeli ve doktorların en doğru, özenli tedaviyi gerçekleştirmelerini sağlamalıdırlar.

Özel Hastanenin "Hata doktorun, sorumluluğum yok." savunması geçersizdir

Hasta, sadece doktor hatası nedeniyle zarar uğrasa da doktoru çalıştıran özel hastane adam çalıştıran ve işleten sıfatıyla doktor ile birlikte zarardan sorumludur. Tazminat davası, doktor ve özel hastane aleyhine açılmalıdır.
 
Yargıtaya göre de, özel hastane işleteni, öncelikle tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi davranması gereği yanında, yaptığı hizmetin yaşama hakkını yakından ilgilendiren kamusal nitelik taşıyan sağlık hizmeti olması nedeniyle de hastanın ve özel durumlarda yakınlarının zarar görmemesi için gerekli olan sadakat ve özeni göstermek durumundadır. Özel hastane, doktor ve diğer yardımcı personeli seçme ve denetlemede tüm özeni göstermeli, hastanın tedavisinde diğer şartların hazırlanmasında da aynı özeni yüksek oranda göstermelidir.

Miras Bırakan sağlığında yaptığı paylaşımlar

Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasar­ruflarının tenkisini dava edebilirler (TMK. m: 560/1).

Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasar­rufta yer alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaş­tırma kuralları sayılır (TMK. m: 560/2).

Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tabi olur (TMK. m: 561).

Tenkise tabi birden fazla ölüme bağlı tasarrufun bulunması halinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir (TMK. m: 561).

Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı zedelenen mirasçı, iflası halinde iflas dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağ­men tenkis davası açmazsa, iflas idaresi veya bu ala­caklılar, alacaklarının elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler (TMK. m: 562/1).

Mirasçılıktan çıkanların, çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da iflas idaresi veya alacaklılar, aynı koşullarla tenkis davası açabilirler (TMK. m: 562/2).


Tenkis nasıl yapılır?
 
Tenkis, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı atanması yo­luyla veya diğer bir ölüme bağlı tasarrufla elde edilen ka­zandırmaların tamamında, orantılı olarak yapılır (TMK. m: 563/1).
Ölüme bağlı tasarrufla kazandırma elde eden kim­se, bazı vasiyetleri yerine getirmekle yükümlü kılınmışsa, kazandırmanın tenkise tabi tutulması halinde, bu kimse mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasar­ruftan anlaşılmadıkça vasiyet borçlarının da aynı oranda tenkis edilmesini isteyebilir (TMK. m: 563/2).

Tenkis Davasında Husumet, kime yöneltilir?
Kendisine tenkise tabi tasarruf yapılan kişiye yö­neltilir.

Tenkis Davası nerede açılır?
Mirasbırakanın son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır (TMK. m: 576).

Tenkis Davası ne zaman açılır?

Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı pay­larının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihlinin üzerinden 10 yıl geçmekle düşer (TMK. m: 571/1).

Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe gir­mesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi ta­rihinde işlemeye başlar (TMK. m: 571/2).
Tenkis iddiası, defi yoluyla her zaman ileri sürü­lebilir ÇTMK. m: 571)


 MURİS MUVAZAASI DAVALARI

Muris muvazaası, niteliği itibariyle vasıflı bir muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada, miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devreder. 

Yapılan sözleşmede, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradesine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanun md.706, Borçlar Kanunu md.213 ve Tapu Kanunu md.26’daki öngörülen şekli koşullardan yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğin tespitini ve buna dayanarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Tapusuz taşınmazlar ve taşınır mallar için ise muvazaa davası açılamaz. Çünkü tapusuz taşınmazlar ve taşınır malların devri özel şekli koşullara bağlanmadığı için bu işlemlerin geçersiz olduğunun ispatı mümkün değildir.
 DAVANIN ESASI:

Muris muvazaası davasının esasını oluşturan çok sayıda olay bulunmaktadır. Bunların başında;

Kız çocuklardan mal kaçırılmak istenmesi,

Birden çok evlilik yapanların ikinci eşin çocuklarını kayırması,

Yaşlı ya da ölümcül hastalığa yakalanmış olanların yakınlarındaki mirasçılarını uzaktaki mirasçılarına tercih etmeleri,

Miras bırakanın kırgınlık duyduğu mirasçısına karşı daha çok sevdiği mirasçısını kayırması durumları gelmektedir.

Muris muvazaası davalarının esasını yukarıda belirttiğimiz durumlar ve benzeri hallerde yapılan danışıklı işlemler oluşturmaktadır. Bu danışıklı işlemler satış, bağış ya da ömür boyu bakma sözleşmesi karşılığında bir malın devri olabilmektedir.

DAVA AÇMA ZAMANI, ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER:

Muris muvazaası davası miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Miras bırakan ölmeden önce hem muris muvazaası davası hem de taraf muvazaası davası açılamaz. Muris muvazaası davasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur. Muvazaayı öğrenen taraf hiçbir süre ile kısıtlı olmaksızın dava açabilir.

Miras bırakan ölmeden önce dava açılmış ve daha sonra miras bırakan ölmüşse yine de davaya devam edilemez. Çünkü davacının, dava açmaktaki hukuki yararı davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilir. Bu durumda dava reddedilecektir. Ancak miras bırakanın ölümünden sonra tekrar dava açılabilir.  

DAVALILAR:

Muris muvazaası davasının davalısı miras bırakanın muvazaalı işlemle taşınmazını devrettiği kişidir. Bu kişi ölmüşse onun mirasçısı davalı olarak gösterilir. Eğer taşınmazı muvazaalı veya kötü niyetli olarak devralan ikinci ve sonraki el durumunda bulunan kişiler varsa onlarda davalı olarak gösterilmelidir.

Taşınmazın danışıklı işlemin diğer tarafı durumunda olan kişi adına kurulmuş bir şirkete satış gösterilmesi durumunda da taşınmazı satın alan şirket davalı olarak gösterilecektir.

DAVA AÇILAMAYACAK HALLER

Yargıtay’ın muris muvazaası olarak kabul etmediği bazı haller bulunmaktadır.

Muvazaaya konu taşınmaz eğer miras bırakan tarafından değil bir başka üçüncü kişi tarafından satılmışsa yani satış işlemi üçüncü kişi ile miras bırakanın danışıklı işlem yaptığı kişi arasında yapılmışsa taşınmazın parası miras bırakan tarafından ödense dahi muris muvazaası olduğu kabul edilmemektedir. 

Miras bırakanın para bağışladığı kişinin bu para ile taşınmaz satın alması durumunda da muvazaa iddiası kabul edilmemektedir.

Devredilen taşınmaz tapuda resmi bağış yolu ile devredilmişse ve resmi bağış sözleşmesinin koşulları yerinde ise muris muvazaası davası açılamaz ancak koşulları varsa mirasta tenkis davası açılabilir.

Miras bırakan taşınmaz hakkında ipotek veya kira sözleşmesi yapmış ve bu sözleşmeleri de tapuya şerh vermişse lehine ipotek veya kira sözleşmesi şerhi verilen kişiler aleyhine muris muvazaası davası açılamamaktadır.

Miras bırakanın borç senedi düzenlemesi durumunda da yine muris muvazaası davası açılamamakta sadece koşulları varsa tenkis davası açılabilmektedir.

Miras bırakan mirasçısından mal kaçırmak amacıyla kadastro tespiti esnasında taşınmazı bağışta bulunmak istediği kişi üzerine kaydettirmişse bu durumda da muris muvazaası davası açılamamaktadır. Bunun yerine tapu iptali ve tescili davası açılması gerekir.

Miras bırakan ile taşınmaz üzerinde paydaş olan mirasçı, miras bırakanın kendi payını sağken bir başkasına devretmesi üzerine açtığı şufa davası reddedilmişse, miras bırakanın ölümünden sonra aynı pay için muris muvazaası davası açamaz.
 
TALEP KONUSU:

Açılacak olan davada, muvazaalı olarak yapılmış olan taşınmazın devir işleminin iptali ve davacının miras payı oranında kendi adına tescili talep edilecektir.
 
DELİLLER:

Muris muvazaası davasında her tür delile başvurulabilir. Uyuşmazlığın özelliğine göre tapu kayıtları, banka hesapları, kadastro tutanakları, vergi makbuzları, elektrik, su, doğalgaz makbuzları, mektup ve benzeri yazışmalar, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve bunlara benzer başkaca deliller gösterilebilir.


  • Google da nasıl arandı:

    tenkis davası, Tenkis, tenkiste zamanaşımı, tenkis davası nedir, tenkis davası zamanaşımı, tenkis davası mirasçı, tenkis davasi zaman asimi, tenkis davasında zamanaşımı, tenkise tabi kazandırmalar, tenkise tabi olmak ne demek, tenkis davası kime açılır, tenkis davası iptal davası, tenkis davası husumet, Tenkis davası açma hakkı, tenkis davalarında zamanaşımı, saklı pay tenkis davası, saklı pay dava süresi, mirasta tenkis davası karar kesinleşmeden, mirasta tenkis davası, mirasta saklı pay,miras avukatı,istanbul miras avukatı,miras avukatı istanbul,miras hukuku uzmanı. Etiketler: miras tenkis, mirasta saklı pay, mirasta tenkis davası karar kesinleşmeden, saklı pay tenkis davası, tenkis davası, tenkis davası husumet, tenkis davası nedir, tenkise tabi kazandırmalar
  • KARŞILIKSIZ ÇEK ŞİKAYETİ HAKKINDA GENEL BİLGİ

     Çek Kanunun 5. maddesi gereğince karşılıksız çek suçundan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347....