1 Haziran 2017 Perşembe

Kiracının kirasını ödememe hali ve tahliye prosedürü

Kiracının, kira parasını zamanında ve tam olarak ödememesi durumunda kiraya verenin kira sözleşmesini feshetme ve kiracıyı tahliye etme hakkı vardır. Bunun için kiraya veren, kiracısına ihtar vasıtasıyla süre vermeli ve bu süre içerisinde kiracı borcunu tamamen ya da kısmen ödemezse kira sözleşmesinin ortadan kalkacak olduğunu belirtecek ve sonrasında da tahliye davası açabilecektir.

“Kiracıya ihtar” dediğimizde sadece noter vasıtasıyla ihtar çekmekten oluşmamaktadır.Bu ihtarlardan en yaygın ve işlevsel olanı birikmiş kira alacağınızı faiziyle talep ettiğiniz icra takibi yoluyla bu ihtarın yapılması olup,böylece noter masrafından kurtulursunuz. Bu yolda borçluya icra takibi yoluyla gönderdiğiniz ödeme emrinde 30 günlük sürenin belirtilmiş olması şarttır. Aksi takdirde açacağınız tahliye davası tehlikeye girer.

Kiracıya icra takibi yoluyla başvurulmasında, kiracının kiralanan yerden tahliyesi sonucunu alabilmek için kiracıya “örnek no 13” dediğimiz bir ödeme emri gönderilir ve kiracıya birikmiş kira borcunu ödemesi için 30 günlük süre verilir. Kiracı, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine 7 günlük süre içinde itiraz etmezse takip kesinleşir. Takip kesinleştikten sonra 30 günlük süre başlar. 30 günlük süre içerisinde kiracı kira borcunu kiraya verene ya da icra dairesine öderse tahliye edilmekten kurtulur. Ancak 30 günlük süre içerisinde bir ödeme yapmazsa kiraya verenin yetkili İcra Mahkemelerinde tahliye davası açarak kiracıyı tahliye ettirme hakkı doğar. Bu dava olumlu sonuçlanıp kesinleşince, kiraya veren, kiracısı aleyhine icra takibi başlattığı icra dairesindeki dosya ile icra memurları ile birlikte giderek kiracısını mülkünden çıkarabilir. Bu şekilde tahliyeye “temerrüt nedeniyle tahliye” diyoruz.

Yukarıda belirttiğim, tahliyeye yönelik yollardan biriydi. İkinci bir yol daha var. O da “iki haklı ihtar nedeniyle tahliye.” Bu, birincisinden daha teknik bir durumdur ve kira sözleşmesinde kira başlangıç tarihi olarak yazılmış tarihin önemi büyüktür. Çünkü bir kira yılı içerisinde 2 haklı ihtardan bahsettiğimiz zaman biz 1 kira yılını o kira başlangıç tarihine göre belirleriz. Mesela; kira sözleşmesinde yazılı kira başlangıç tarihi 25.05.2016 ise 25.05.2017 tarihi bir kira yılının bitimidir.

Yukarıda anlattığımız ilk tahliye yoluyla ilgili olarak kiracı, kendisine verdiğiniz 30 günlük süre içerisinde, birikmiş kira borcunu ödemezse 30 günün sonunda İcra Mahkemesinde dava açabiliyordunuz. Peki ya 30 günlük süre içerisinde öderse? O zaman işte dediğimiz bu ikinci yolla devam edebilirsiniz. Çünkü her ne kadar 30 günlük süre içerisinde birikmiş kira borcunu ödemiş olsa da kendisine 1 haklı ihtar yapılmış olacaktır. Kiracınızı tahliye için ise ikinci bir haklı ihtara daha ihtiyacınız olacaktır. Bir kira yılı içerisinde ilk haklı ihtarınızdan sonra kiracınız yeniden ödemede gecikme yaparsa 2. haklı ihtar için yeniden icra takibi yoluyla kendisine başvurarak yine yukarıda anlattığımız gibi kendisine “örnek no 13” göndererek 30 günlük süre vereceksiniz ve artık 30 günlük süre içerisinde ödeyip ödememesi değil, önemli olan bu ödeme emrinin kiracıya ulaşma (tebliğ edilme) tarihine kadar birikmiş kira bedelini ödememiş olması yani ikinci haklı ihtarın kendisine gönderilmiş olması olacaktır. İki haklı ihtar nedeniyle tahliye için dikkat edilmesi gereken nokta ise, bu iki haklı ihtarın kiracıya 1 kira yılı içerisinde yapılmış olmasıdır. Yani mesela yukarıda belirttiğim örnek tarih olarak 25.05.2016– 25.05.2017 tarihleri arasında kiracıya iki haklı ihtarın yapılmış olmasıdır önemli olan. (tahliye edebilmek için)

Yine iki haklı ihtarla tahliye davası açabilmek için büyük önem arz eden konulardan biri de kira sözleşmesinde “muacceliyet şartı” bulunmamasıydı. Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile birlikte kira sözleşmelerine konulan “muacceliyet şartı"nın, Türk Borçlar Kanunu ile gelen "kiracı aleyhine düzenleme yasağı” nedeniyle geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Ancak yine de eğer kiracı, Türk Ticaret Kanunu kapsamında"tacir" sayılan kişilerden ise ya da ortada bir “işyeri kirası” mevcut ise Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile ilgili olarak, 1 Temmuz 2012'den itibaren 5 yıl süre boyunca “kiracı aleyhine düzenleme yasağı” maddesi tacir olarak nitelenen kişilere ve işyeri kiralarına uygulanmayacağı için bu süre içinde kira sözleşmelerine konulmuş muacceliyet şartı, “sözleşme serbestisi” kapsamında geçerli olmaya devam edecektir. Bu durumda tacir sayılan kiracılar ve işyeri kiraları için,  2 haklı ihtar nedeniyle tahliye koşullarının oluşmamasının önüne geçmek adına bu şartı kira sözleşmelerine koymamalarını tavsiye ederiz.

En sonunda da, aynı kira yılı içerisinde iki haklı ihtar gönderdiğiniz kiracınızın tahliyesi için tahliye davası açma safhası geliyor. İki haklı ihtar nedeniyle açılacak tahliye davaları ise icra mahkemelerinde değil sulh hukuk mahkemelerinde açılmaktadır. Bu davanın açılma süresi de önemlidir. Bu davanın mutlaka ve mutlaka kira süresinin bitiminden itibaren 1 aylık süre içerisinde açılmış olması gerekir. Aksi halde sonuç alamazsınız ve bir sonraki kira yılını beklemek durumunda kalırsınız.

29 Kasım 2016 Salı

Araç Değer Kaybı Davası Hakkında Genel Bilgiler

Bir trafik kazası yaşanması durumunda araç  servislere götürülür ve gerekli tamir işlemleri ve onarımdan sonra  araçtaki bütün sorunlar giderilmiş olur. Ancak  bu durum da araç artık ikinci el araç sınıfına inmiş olur. Bu durumda da piyasa değeri kaza öncesine göre düşmüş olur. Hem aracın sahibi hem de piyasa artık o araca önceki değerini veremez. İkinci el araç satışlarında herkesin ilk baktığı şey aracın bir kaza geçirmiş olup olmadığıdır. Özellikle aracın tavanında boya yapılmış olması hemen aracın takla attığı düşüncesini akla getirir ve araç satımında caydırıcı bir durumdur.

Araç sahibinin yaptırmış olduğu kasko sigorta koşulları içinde bütün onarım işlemlerinin masrafı sigorta şirketi tarafından karşılanacaktır. Fakat aracın bu kaza nedeniyle uğradığı değer kaybını da sigorta şirketi karşılayıp karşılaması soru işareti yaratmaktadır.

Genel anlamda kasko sigortası poliçeleri, araçlarda kaza geçirme ve onarım yüzünden ortaya çıkan değer kayıplarını genel olarak teminat altına almaz. Bu gerekçe ile sigorta şirketinden tazminat istenmesi mümkün değildir.

Ancak bazı sigorta şirketleri kasko sigortası yapılırken ek teminat olarak değer kaybı güvencesini de vermiş olabilir. Bu durumda sigorta şirketi bu kaybı da karşılayacaktır.

Ama böyle bir teminat alınmamışsa o zaman araç sahibinin araç değer kayıplarının karşılanabilmesi için kazaya neden olan ve kusurlu bulunan karşı tarafa başvurması gerekiyor. Yani değer tesbiti yapılması ve tazminat davası açılması gerekiyor.

Bunun için de değer kaybının tesbitine yönelik olarak araç değer kaybı davası açması gerekiyor. Bu maddeye göre araca zarar veren kişi bir kusuru olmadığını isbat etmek zorundadır. Eğer ispat edemiyorsa araçta meydana gelen zarar kaybını haksız fiil hükümleri kapsamında ödemekle yükümlü olacaktır.

Araç değer kaybı davası, kaza olayının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde açılması gerekir. Ancak kazanın olduğu tarihten itibaren on yıl içinde araç değer kaybı davası açılmamışsa zamanaşımına uğrar. Artık yapacak birşey yoktur. Ancak kazanın oluş şekline göre ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu durumda bu süreye uyulur. Yargıtay’ın da çeşitli davalarda verdiği kararlar hep bu yönde olmuştur.

Mahkemelerin bu yönde karar verebilmesi için öncelikle bilirkişi incelemesi yapılmakta olup, Araçlarda kaza sonrası değer düşüklüğü, araçtaki hasarın büyüklüğü, dolayısıyla yapılan onarımın büyüklüğü ve tamirat sırasındaki işçilik kalitesi ile doğru orantılı olarak değişir.

Değer tespit ve tazminat davası açılabilmesi için ilk koşul, karşı tarafın kazada kusurlu olması gerekiyor. İkinci koşul ise araçta onarım yapılan kısımların ve parçaların, kaza öncesi sağlam ve orijinal olması gerekiyor. Bu önemli bir konu.

Örneğin kaza öncesi şasi zaten bir onarım görmüşse, bu durum aracın daha önce de kaza geçirdiğini gösterir. Ya da kazada göçen çamurluklar daha önce çekiçlenmiş, macun çekilmiş ve boya görmüşse bu durum da aracın daha önce bir darbe aldığının göstergesidir. Bu durumlarda araç daha önce zaten değer kaybına uğramış olduğundan bu kazada yeni bir değer kaybı söz konusu olamaz. Bu arada farlar, silecekler, camlar, stoplar, tamponlar ve jantlar gibi onarım gerektirmeyen, sadece yenisi alınıp takılan parçalar için değer kaybı uygulanmaz.


Bu koşullar bulunuyorsa yapılacak ilk iş önce değer tesbiti yaptırmaktır. Mahkeme önce bilirkişi atayacak, bilirkişi ise hasarın ve onarımın boyutlarına bakarak araçtaki değer kaybını gösteren bir rapor verecektir. Arkasından da araçta bu duruma neden olan aleyhine tazminat davası açılacaktır.

Yaralamalı veya Ölümlü Trafik Kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları hakkında genel bilgi

Trafik kazaları çoğu zaman organ ve uzuv yaralanmaları ya da kayıplarıyla sonuçlanacabileceği gibi bazı durumlarda ölümle de sonuçlanabilir.

Bu gibi durumlarda kayba uğrayanın kendisi yada mirasçıları uğradıkları zararın telafisi amacıyla karşı taraftan kusurlarıyla orantılı neticede tazminat isteme hakkına sahiptirler.



Kimler Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açabilir?

Eğer trafik kazası mağduru hayatta ise kendisi,vefat etmiş ise bundan zarar gören yakınları,nişanlısı,bakım ve desteği altındaki kişilerin dava açma hakkı mevcuttur.Mağdur ölmeden açılan bir davaya mirasçıları devam edebilmektedir.

Tazminat davası kime karşı açılabilir?

Kazada kusuru olan karşı tarafa dava yöneltilebileceği gibi sigorta şirketi de davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir.KTK 97. Madde uyarınca 'Zarar gören zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir' demektedir.

Burdaki ince ayrıntı maddi zararın sigorta şirketinden talep edilmesi,eğer karşılanmıyorsa sigorta şirketine maddi tazminat davası açılması yönünde olup,Mağdur veya miraçıları Manevi tazminat taleplerini sigorta şirketine karşı sunamamaktadır.Manevi tazminat yönünden talepler sadece kusurlu karşı tarafa karşı sürülebilir.

Sigorta şirketinin belirlenmesi

Kazaya sebebiyet verenin trafik veya kasko poliçesini hazırlayan sigorta şirketi olabilir.Bu sigorta şirketleri birbirinden farklı ise her ikisinden de talepte bulunmak veya dava açmak mümkündür.



Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası,sigorta ettirenin 3. şahıslara verdiği zararı karşılamak üzere,hem 3. şahısları hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür.

Kanun koyucu yasak olmasına rağmen Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasını yapmadan trafiğe çıkan ve kazalara karışarak bu araçların verdiği zararlardan dolayı 3.şahısların mağdur olmasını engellemek amacıyla güvence hesabı kurmuştur.Böylece kazaya karışan aracın trafik sigortası bulunmasa da güvence hesabından söz konusu zararın tazminini mağdur talep edebilmektedir.

Tazminat davalarında zamanaşımı

Bu süre Mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıldır.Tüm bunların yanında kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı sözkonusudur.Şayet dava sigorta şirketine açılacak ise bu süre 2 yıla uzayacaktır.


Eğer Trafik kazası sonucu ortaya çıkan durum bir cezayı ve ceza davasını gerektirir ise ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süreleri uygulanacağından bu süre daha da uzayacaktır.

Ölümlü trafik kazaları neticesinde, vefat edenin yakınları için talep edilecek tazminat hakları aşağıda belirtilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatı,
Cenaze ve defin giderleri,
Vefat edenin, vefatı anına kadar yapılan tedavi giderleri ve diğer masraflar,
Kazaya karışan aracın uğradığı hasara ilişkin maddi tazminat,
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybeden müteveffanın yaşamı süresince destek olduğu ve vefat sonrasında bu destekten yoksun kalan kişiler için doğan maddi tazminata destekten yoksun kalma tazminatı denir. Destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişiler;

Müteveffanın ailesi , (Ölenin Eşi, Anne, baba, çocuk ve kardeşler)
Ölen ile aralarında akrabalık bağı olmasa da, ölenden sağlığında destek aldığını ispat etmek suretiyle 3. kişiler de destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
Vefat Eden Çocuk İse Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazası neticesinde, vefat eden çocuk ise, vefat edenin anne ve babası, çocuğun ileriki yaşlarında kendilerine destek olacağı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebiliriler. Bu tazminat hesaplanırken, vefat eden çocuğun yaşı ile ileride destek olabileceği kişilerin yaşı ve diğer etkenler değerlendirilerek karar verilir.

Vefat Eden Kişinin Hastane Ve Tedavi Giderleri

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybeden şahıs, vefatından önce tedavi görmüş veya ölenin yakınları tarafından tedaviye ilişkin başkaca masraflar yapılmışsa, yapılmış olan bu masraflar da maddi tazminat kapsamında, davalı taraftan istenebilir.

Vefat Edenin Cenaze Ve Defin Giderleri

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybedenin cenaze ve defin giderleri de maddi tazminat kapsamında davalıdan talep edilecektir. Bu giderler;

Defin giderleri,
Cenazenin bir yerden bir yere taşınması için gereken zorunlu masraflar,
Kefen masrafı,
Yemek giderleri vb. giderlerdir.
Genellikle Mahkemelerce yapılan uygulamalarda, yukarıda sayılan giderler için maktu olarak belirlenmiş 1.000 TL – 2.000 TL arası bir rakam takdir edilse de, ölenin yakınları, mahkeme tarafından belirlenen bedelden daha fazla masraf yaptığını ispatladığı takdirde, Mahkemenin ispatlanan bedel oranında karar vermesi gereklidir. Trafik Kazaları ve Tazminat Davası

Ölümlü Trafik Kazası Manevi Tazminat

Ölümlü trafik kazası neticesinde vefat edenin , yakınlarının , ölüm nedeniyle yaşadığı üzüntü ve ıstırabın bir parça da olsa tatmin edilebilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülmüş bir tazminat türüdür. Ölümlü trafik kazası nedeniyle talep edilen manevi tazminata ilişkin takdiri yasa koyucu münhasıran hakime vermiştir. Dosya Hakimi talep konusu maddi tazminata ilişkin karar verirken, dosyaya sunulan raporlar ve diğer maddi deliller doğrultusunda hareket etmek zorunda iken, ölümlü trafik kazası neticesinde manevi tazminat hususunda, hakim karar verme serbestisine sahiptir. Fakat bu serbesti , hakimin keyfi bir şekilde karar verebileceği anlamına da gelmemektedir. Dosya hakimi, davalı ve davacı tarafların sosyo-ekonomik durumları, ölümlü trafik kazasının ve bunun neticesinde gerçekleşen vefatın ilgililer üzerindeki etkisi gibi gerçekleri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedecektir.

Yaralamalı Trafik Kazaları

Yaralamalı trafik kazalarında, kaza neticesi yaralanan kişinin yaşamı sürdüğü için destekten yoksun kalma tazminatı yoktur. Trafik kazası neticesinde kazadan etkilenen kişi,

Kaza dolayısı ile yapılan tedaviye ilişkin giderleri,
Kaza dolayısı ile hastanede veya evinde yattığı, tedavi gördüğü süreç içerisinde çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirlerin tazminini isteyebilir.
Kaza nedeniyle yaşadığı elem ve ıstırap için yine manevi tazminat talep edebilecektir.
İş Göremezlik Tazminatı

Trafik kazası neticesinde yaralanan kişide uzuv kaybı, kısmi veya tamamen felç olma durumu veyahut ta meslekte belli oranlarda kazanma gücünü kaybedenler bu nedenlerden dolayı tazminat isteme hakkına sahip olacaktır.

Trafik Kazası Sonrası Araçta Meydana Gelen Maddi Zararlar

Trafik kazası neticesi, kazaya karışan araçtaki maddi zararlar da, trafik kazasında kusurlu olan şahıstan ve kusurlu aracın sigorta şirketinden talep edilebilecektir.


Trafik Kazası Sonrasında Kime Karşı Maddi Tazminat Davası Açılır

Maddi Tazminat davalarında asıl davalı taraf , kusurlu aracın sürücüsüdür. Aracı kullanan şahıs rüşt sahibi değilse – çocuksa, akli melekeleri yerinde değilse vb.- bu şahsa velayeten velisine davanın yöneltilmesi gerekir.
Maddi Tazminat davalarında diğer davalı, aracın işleteni olan şahıs veya kurum olacaktır. Trafik kazasını yapan kişi ve aracın ruhsat sahibi farklı kişiler ise, dava hem kazayı yapan şahsa hem ruhsat sahibine karşı açılabilir. Önemle belirtmek gerekir ki, sadece aracın ruhsat sahibi olmak, davalı olmak için yeterli değildir. Kazaya karışan araç eğer gerçekten ruhsat sahibinin fiili tasarrufunda ise dava ruhsat sahibine de açılacaktır. Ancak ruhsat sahibi aracı farklı bir şahsa veya kuruma noter kanalıyla satışını yapmış ancak henüz trafikte devir yapılmamışsa o zaman davanın muhatabı aracı noter kanalıyla satın alan ve fiili tasarrufuna alan şahıs olacaktır.
Trafik Kazalarında Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu

Trafik kazası neticesinde açılacak maddi tazminat davalarında, kusurlu tarafa ait aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamındaki trafik sigortası, kaza neticesinde meydana gelen maddi zararları (kazaya karışan) sigortalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödemek zorundadır. Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigorta poliçesinde belirtilen rakamla sınırlıdır. Halen Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamındaki poliçe miktarları 100.000 TL ile 175.000 TL arasındadır. Bu nedenle, trafik kazası neticesinde meydana gelen zarar 300.000 TL olsa bile , sigorta şirketi poliçede belirtilen rakamla sorumlu olacaktır. Genellikle sigorta şirketleri meydana gelen trafik kazası dolayısı ile sadece maddi zararlardan sorumlu olup manevi zararlardan bir sorumluluğu söz konusu değildir. Fakat poliçede, sigorta şirketine manevi tazminat için ekstra bir prim ödenmiş ve manevi tazminat da poliçe kapsamına alınmış ise, sigorta şirketi manevi tazminat konusunda da sorumlu olacaktır.

Trafik Kazasına Karışan Kusurlu Araç Sigortasız İse

Kanun gereği, trafiğe çıkan tüm araçların Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yaptırması şarttır. Bu sigortayı yaptırmayan kişiler için idari para cezası uygulanmaktadır. Fakat buna rağmen, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yaptırmayan ve kazaya karışan araç ile ilgili nasıl bir işlem yapılacaktır. Bu durumda kanun gereği “Güvence Hesabı” adı verilen fon oluşturulmuştur. Trafik kazası neticesinde maddi zarara uğrayan kişi, bu zararını, kusurlu tarafın sigortacısı olarak Güvence Hesabına dava açmak yolu ile tahsil edecektir. Güvence Hesabı’nın trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zararlara ilişkin sorumluluk sınırları kanun ile düzenlenmiştir.

Trafik Kazasında Kusurlu Taraf (Kazaya Neden Olan ve Çarpan Kişi) Belli Olmadığı Takdirde

Çarpanı belli olmayan trafik kazalarında, zarara uğrayan taraf, uğramış olduğu maddi zararların tazmini için yine Güvence Hesabına başvurabilir ve uğramış olduğu zararların tazminini buradan talep edebilir.

Kamulaştırma ve Davaları Hakkında Genel Bilgi

Kamulaştırma; normalde özel bir mülkiyet olan herhangi bir taşınmazın, kamu kurum ve kuruluşları tarafından el konulması işlemine verilen addır. Bu işlem kamu yararı adına gerçekleştirilen hukuki bir durumdur. Özel mülkiyette tanımlı olan herhangi bir taşınmazın tamamı veyahut da bir kısmı üzerinde yapılabilmektedir.


Kamulaştırma süreci

Kamulaştırmayı yapacak olan  yetkili kurum kamu yararı kararı alır. Bu karar ilgili onay mercii tarafından onaylanır. Kamulaştırılacak taşınmaz/taşınmazların kayıtlı bulunduğu tapu sicil müdürlüğüne yazı yazarak taşınmazın üzerine kamulaştırma şerhi konulmasını talep edilir. Ardından taşınmazın değerini tespit etmek amacıyla kıymet takdir komisyonu görevlendirilir. Kıymet takdir komisyonunun belirlediği bedel üzerinden taşınmazı pazarlıkla satın almak üzere uzlaşma komisyonu oluşturulur.

Taşınmazın maliklerine yazı yazılarak söz konusu taşınmazı pazarlıkla ya da takas usulü ile satın almak istediğini bildirilir. Kamulaştırılacak olan taşınmazın malikinin 15 gün içinde idareye başvurması ile uzlaşma komisyonunca belirlenen bir tarihte pazarlık görüşmeleri başlar. Bu görüşmelerde, önceden belirlenen bedelin üzerinde olmamak kaydıyla bir anlaşmaya varılırsa tutanak tutulup taraflarca imzalanır. Ardından da tapuya gidilerek malik taşınmazı kamulaştırmayı yapan kuruma devreder.Kamulaştırma sürecinde öncelikle anlaşma yoluna gidilir. Yani ilgili kurum taşınmazın malikini ikna etmeye çalışır. Buna satın alma usulü denir. Eğer kamulaştırmayı yapacak kurum malik ile anlaşamaz ise kamulaştırma davası yoluna gidilir.

Kamulaştırma Türleri

-Acele kamulaştırma: Kanunda belirtilen şartların oluşması durumunda taşınmazın malikine karşı acele el koyma davası açılabilmektedir. Bu kamulaştırma davası kamu yararının gecikmemesi amacıyla açılmaktadır. Acele el koymanın ardından kamulaştırmayı yapacak olan kurum satın alma usulünü dener ve eğer sonuç alınamaz ise kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılır. Bu kamulaştırma davası açılmaz ise el konulan taşınmazın maliki tarafından kamulaştırmasız el koymadan dolayı bedel davası açılabilir.

-Kısmı kamulaştırma: Kamulaştırmayı yapacak olan kurum bazen bir taşınmazın tamamını değil de bir kısmını kamulaştırabilir. Eğer bir kısmı kamulaştırılan taşınmazın kalan kısmının değerinde bir düşme meydana gelirse, bu kayıp kamulaştırma bedeline eklenerek malike ödenir. Bunun tam tersi olarak kamulaştırmadan dolayı kalan kısmın değerinde bir artış söz konusu olursa bu kez de bu miktar kamulaştırma bedelinden düşülür. Eğer artan kısım kullanım için elverişsiz duruma gelmiş ise malik 30 gün içerisinde kamulaştırmayı yapan kuruma başvurarak kalan kısmın da kamulaştırılmasını talep edebilir. Eğer bu başvuru üzerine hiçbir işlem yapılmaz ise malik kalan kısmın da kamulaştırılması için kamulaştırma davası açabilir.

-Trampa yolu ile kamulaştırma: Taşınmazın maliklerinin rıza göstermesi koşulu ile, kamulaştırılacak olan taşınmazın kamulaştırmayı yapan kuruma ait başka bir taşınmaz ile takas edilmesi suretiyle yapılan kamulaştırılmasıdır.

Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası :

Kamulaştırmayı yapacak olan idare kamulaştırmayı satın alma usulü ile yapamaz ise taşınmazın malikine karşı yetkili asliye mahkemesine kamulaştırma davası açar. Bu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasıdır. Bu kamulaştırma davası sonucunda malike ödenecek kamulaştırma bedeli  bilirkişi incelemesi ile tespit edilir ve taşınmazın idare adına tescil edilmesine karar verilir. Bu kamulaştırma davası kamulaştırmayı yapacak olan kurumun açabileceği bir davadır.


Kamulaştırma işlemlerine karşı açılabilecek davalar :

-Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası, kamulaştırmayı yapan kurum tarafından açılabilecek bir dava olup bu davadaki konu kamulaştırma bedelinin belirlenmesidir. Ancak buna karşı kamulaştırmaya karşı çıkan malik de kamulaştırmanın iptali davası açabilir.

Malik, kamulaştırmada  kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle kamulaştırma kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde iptal davası açabilir.


-Malik, kamulaştırılacak olan taşınmazına az değer biçildiğini öne sürerek yetkili asliye hukuk mahkemesine başvurabilir. Burada taşınmazın gerçek değeri mahkemenin yapacağı yargılama neticesinde belirlenir.Bu tarz davaların da kamulaştırma kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde açılması gerekmektedir.


Kamulaştırılan taşınmaz mal geri alınabilir mi?
Bunun için açılabilecek bir dava var mıdır?

Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 5 (beş) yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece, kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaz veya taşınmaz mal, kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi (veya mirasçıları), kamulaştırma bedelini, aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğmasından itibaren 1 (bir) yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkının düşecek olmasıdır. Ayrıca Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrasına göre yapılan kamulaştırmalarda ve 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu’na göre yapılan kamulaştırmalarda “geri alma hakkı” söz konusu olmaz.

İdare, kamulaştırma işleminden vazgeçebilir mi? Vazgeçtiği durumunda ne olur?


İdare, kamulaştırmanın her safhasında, kamulaştırma kararı veren ve onaylayan yetkili merciin kararı ile kamulaştırmadan tek taraflı olarak kısmen veya tamamen vazgeçebilir. Vazgeçme halinde dava giderleri, yargı harçları ve takdir olunacak avukatlık ücreti idareye yükletilir.

7 Ağustos 2015 Cuma

Mahkeme Harç Ve yargılama Giderleri Ne kadar Tutar?

Bir dava açacaksınız ama ne kadar harç ve gider tuttuğunu mu merak ediyorsunuz.2015 yılına ait düzenlenmiş yargı harçları aşağıda yer almaktadır.Burda dikkat edilmesi gereken davanızı açarken Mahkeme başvurma harcı yanında davanızın nisbi veya maktu harclardan hangisi içine gireceğidir.Mesela boşanma davası maktu harca tabiyken alacak davası nisbi harca tabi olup bedel üzerinden harç hesaplaması yapılmaktadır.Keza davanızda yatırmanız gereken gider avansı,tanık giderleri,bilirkişi ve keşif giderlerini de bu hesaplama içine katmanız gerekmektedir. https://vatandas.uyap.gov.tr/vatandasportal/index.jsp?v=178 adresinden davanızın yaklaşım maliyetini öğrenebilirsiniz.



YARGI HARÇLARI
2015 Yılı Yargı Harçları: Maliye Bakanlığınca 2014 yılı için yeniden değerleme oranı % 10,11 (on virgül on bir) olarak tespit edilmiş ve 441 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği2 ile ilan edilmiş bulunmaktadır.
Buna göre, 492 sayılı Kanunun mükerrer 138 inci maddesi hükmü gereğince, Kanuna bağlı tarifelerde yer alan ve 71 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile tespit edilen maktu harçlar (maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), yeniden değerleme oranında artırılmıştır. Artırılan bu tutarlar 1/1/2015 tarihinden itibaren uygulanmak üzere Tebliğ ekindeki tarifelerde gösterilmiştir.

A) Mahkeme harçları:
(6217 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile değişen fıkra. Yürürlük:14/4/2011) Hukuk, ceza ve ticaret davalarıyla,  idari davalarda ihtilafsız yargı konularında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularda ve icra tetkik mercilerinde
I- Başvurma harcı:
Dilekçe veya tutanakla dava açma veya davaya müdahale veya tevdi mahallinin tayini, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, tesbiti delail ile ilgili taleplerde,
1.Sulh mahkemelerinde, icra tetkik mercilerinde    
12,80
2.Asliye mahkemelerinde, idare mahkemelerinde    
27,70
3.(5235 sayılı Kanunun 52 nci maddesi ile değişen bent. Yürürlük:1/4/2005) Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Yargıtay, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde 
42,60(Mahkemenin yetkisizlik veya görevsizlik kararı vermesi sebebiyle yetkili veya görevli mahkemeye yeniden
başvurulması halinde bu harç alınmaz.)4. (6216 sayılı Kanunun 75/8 inci maddesi ile eklenen bent. Yürürlük: 3/4/2011) Anayasa Mahkemesinde 226,90
II- Celse Harcı:
(Taraflar veya vekilleri tarafından ertelenmelerine sebebiyet verilen celselerden.)
1.Sulh mahkemeleri:
a)Konusu belli bir değerle ilgili davalarda dava konusu miktardan  (14,40 TL'den aşağı olmamak üzere)  
(Binde 2,27)
b)Belli bir değer bulunmayan  davalarda   
15,80
2.Asliye mahkemelerinde, idari yargı mercilerinde (25,20 TL'den az olmamak üzere)    
(Binde 2,27)
III- Karar ve ilam harcı:
1.Nispi harç:
a)Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan
anlaşmazlık konusu değer üzerinden                                                                          
(Binde 68,31)Bakanlar Kurulu, dava çeşitleri itibariyle birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere bu bentte yazılı nispeti binde
10'a kadar indirmeye veya Kanunda yazılı nispete kadar çıkarmaya yetkilidir.
b) Bir gayrimenkulün hissedarlar arasında satış suretiyle şuyuun izalesine dair olan hükümler (Gayrimenkulün satış bedeli üzerinden)    
(Binde 11,38)
c) Gayrimenkulün hissedarlar arasında taksimine dair olan hükümler (Taksim edilen gayrimenkul değeri üzerinden)     
(Binde 4,55)
d) Nafaka verilmesine dair hükümler (Bir senelik nafaka bedeli üzerinden) 
(Binde 11,38)
e) (5235 sayılı Kanunun 52 nci maddesi ile değişen bent. Yürürlük:1/4/2005)  Yukarıdaki nispetler Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için de aynen uygulanır.
f)(5582 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile eklenen bent. Yürürlük:6/3/2007)  Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ihalenin feshi talepleri ile ilgili olarak esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden  
(Binde 68,31)Bakanlar Kurulu, dava çeşitleri itibarıyla birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere bu alt bentte yazılı nispeti
binde 10'a kadar indirmeye veya Kanunda yazılı nispete kadar çıkarmaya yetkilidir. Nispi harçlar  (25,20 TL)'den aşağı olamaz.
2. Maktu harç:
a) 1 inci fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik mercilerinin 1 inci fıkra dışında kalan kararlarında 
27,70
b)(5035 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişen bent. Yürürlük:1/1/2004) (a) fıkrasında yazılı davalarda esasa taalluk eden veya tashihi karar taleplerinin reddine dair Yargıtay, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararlarında 
57,60
c)(5035 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişen bent. Yürürlük:1/1/2004) Bölge Adliye Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Yargıtay, Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin icranın tehiri kararlarında
45,60
d)Tespiti delail, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarında   
45,60IV- Temyiz, istinaf ve itiraz harçları (6217 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile değişen şekli. Yürürlük:14/4/2011)a)Yargıtay hukuk dairelerine yapılacak temyiz başvurularında                        136,00b)(Anayasa Mahkemesi'nin 20/10/2011 tarihli ve E.: 2011/54, K.: 2011/142 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. )c)Danıştaya yapılacak temyiz başvurularında136,00d)Yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazlar dahil olmak üzere bölge idare mahkemelerine itirazen yapılacak başvurularda75,50e)Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında75,50f)(Anayasa Mahkemesi'nin 1/11/2012 tarihli ve E.: 2011/64, K.: 2012/168 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. )g)(Anayasa Mahkemesi'nin 1/11/2012 tarihli ve E.: 2011/64, K.: 2012/168 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. )h)(Anayasa Mahkemesi'nin 1/11/2012 tarihli ve E.: 2011/64, K.: 2012/168 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. )V- Keşif Harcı: (6009 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile eklenen fıkra, Yürürlük:1/8/2010)195,40(Mahkemelerce re’sen veya istem üzerine verilen keşif ya da tespit kararlarını yerine getirmek için)
B) İcra ve iflas harçları:
I. İcra harçları:
1.İcraya başvurma harcı     
27,70
2.Değeri belli olmayan icra takiplerinde, icranın yerine getirilmesi harcı 
27,70
3.Değeri belli olan icra takiplerinde tahsil harcı, değer üzerinden:
a)Ödeme veya icra emrinin tebliği üzerine hacizden evvel ödenen paralardan 
(Yüzde 4,55)
b)Hacizden sonra ve satıştan önce ödenen paralardan
(Yüzde 9,10)
c)Haczedilen veya rehinli malların satılıp paraya çevrilmesi suretiyle tahsil olunan paralardan  
(Yüzde 11,38)
d)Resmi ve özel müesseseler memur ve hizmetlilerinin maaş, ücret, gündelik ve sair hizmet gelirlerinin haczi suretiyle tahsil olunan paralardan     
(Yüzde 4,55)
e)Takip talebi bulunmayan alacaklılara İcra ve İflas Kanununun 125 inci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince ödenen paralardan
(Yüzde 2,27)
f)Gayrimenkullerin ve gemilerin  tahliye ve tesliminde:
aa)İcra emrinin tebliği üzerine tahliye olunduğu takdirde    
(Yüzde 2,27)
bb)Tahliye ve teslim icra marifetiyle olduğu takdirde
(Yüzde 4,55)
g)Menkul tesliminde;
aa)İcra emrinin tebliği üzerine teslim halinde 
(Yüzde 2,27)
bb)İcra marifetiyle teslim halinde 
(Yüzde 4,55)h) (5582 sayılı Kanunun 32 nci maddesi ile eklenen hüküm. Yürürlük:6/3/2007) 2499 sayılı Sermaye Piyasası
Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar
ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, bu  bentte belirtilen
tahsil harçları dörtte biri oranında uygulanır.
4.İdare harçları:  
 (Haczedilen gayrimenkullerin idaresi, kira mukaveleleri düzenlenmesi ve hesap tutulması için)
19,20
II. İflas harçları:
1.Maktu harç:
İflasın açılması veya konkordato isteği ve masaya katılma harcı  
45,60
2.Konunun değeri üzerinden harç:
a)İflasta paylaşılan para üzerinden 
(Yüzde 4,55)
b)Konkordatoda alacaklılara verilmesi kararlaştırılan para üzerinden 
(Binde 11,38)III. Haciz, teslim ve satış harcı :(6009 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle eklenen fıkra. Yürürlük:1/8/2010) 64,90(Yukarıdaki (I) ve (II) numaralı fıkralarda yer alan icra ve iflas işlemlerinin daire dışında memur eliyle
yerine getirildiği her bir işlem için)
C) Ticaret sicili harçları:
I.Kayıt ve tescil harçları: (Ticari işletme rehni dahil)
1.Ticari işletmenin ve ünvanının tescil ve ilanında:
a)Gerçek kişilere ve kooperatiflere ait işletmelerde  
206,00
b)Şahıs şirketlerine ait işletmelerde 
590,70
c)Sermaye şirketlerine ait işletmelerde 
1.331,10
2.Temsile yetkili kılınan kimselerin tescil ve ilanında (Her kişi için):
a) Gerçek kişilere ve kooperatiflere ait işletmelerde  
102,10
b) Şahıs şirketlerine ait işletmelerde 
146,30
c) Sermaye şirketlerine ait işletmelerde
323,90
3. Ticaret siciline tescil edilmiş olan vakalardaki değişikliklerin tescilinde:
(Ticari işletme  rehni ile ilgili vakalar dahil) 
(Muhteva ile ilgili bulunmayan düzeltmelerden harç alınmaz.)
a)Gerçek kişilere ve kooperatiflere ait işletmelerde  
102,10
b)Şahıs şirketlerine ait işletmelerde
146,30
c)Sermaye şirketlerine ait işletmelerde
323,90
4.Kayıt silinmesinde: (Ticari işletme rehni kaydının silinmesi dahil)
a)Gerçek kişilere ve kooperatiflere ait işletmelerde  
39,80
b)Şahıs şirketlerine ait işletmelerde
57,60
c)Sermaye şirketlerine ait işletmelerde
102,10
Şubelerin herbiri (Yabancı müesseselerin Türkiye'deki şubeleri dahil) ayrıca aynı harca tabidir.
II. Kayıt ve belge suretleri ve tasdikname harçları:
1.Bir ticari işletmeye ait sicil esas defterindeki kayıtların tamamının veya  bir kısmının veya memurlukta saklanan bütün belgelerin örneğinin beher sayfasından (Ticaret Sicili Tüzüğü Madde:11/1)
10,20
2.Tasdiknamelerden (Ticaret Sicili Tüzüğü Madde: 11/2, 104, 105)  
34,00
D) Diğer yargı harçları (Müşterek kısım):
I. Suret harçları:
a)İlamın her sayfasının suretinden (Tasdikli fotokopiler dahil) 
1,70
b)Mahkeme ve merci zabıtnameleri ve diğer evrakın beher sayfasının suretlerinden (Tasdikli fotokopiler dahil)
1,70
c)Avukatların tasdik ettiği vekaletname suretlerinden (Tasdikli fotokopiler dahil) 
4,10
d)Sulh hakimi tarafından tasdik edilen vekaletname suretlerinden (Tasdikli fotokopiler dahil)
4,10
Re'sen verilmesi icap eden suretler hariç olmak üzere ceza mahkemelerinden alınacak suretlerden de aynı harçlar alınır.
II. Muhafaza harçları:
Adliye veznelerine tevdi olunan kıymetli eşyanın kabul ve muhafazası için, muhafaza olunan değer üzerinden:
a)Bir yıla kadar  
(Binde 11,38)
b)Bir yılı geçen her yıl ve kesirler için 
(Binde 5,69)
III. Defter tutma harçları:
a)Alelumum, defter tutma ve tahrir işlerinde (14,40 TL)'den az olmamak üzere deftere kaydolunan değer üzerinden 
(Binde 4,55)
b)Miras işlerinde defter tutulmasında:
aa)Mevcut ve alacak bakiyesi hasıl olmuş ise bu bakiye üzerinden         
(Binde 4,55)
bb)Borç bakiyesi hasıl olmuş veya mevcut ve alacaklar ile borçlar bakiyesi eşit ise  
42,60
c)İflas dairesi tarafından tutulacak defterlerden  
42,60
IV. Miras işlerine ait harçlar:
Terekenin tahrir ve tespiti, mirasın taksimi, tasfiyesi ve idaresinde, bunların konusunu teşkil eden değerler üzerinden 
(Binde 4,55)
(Miras idaresinde her sene ve kesirler için harç alınır.)
V. Vasiyetname tanzimine ait harçlar:
Medeni Kanunun 479 uncu maddesine göre sulh hakimi tarafından tanzim edilen resmi vasiyet senetleri:
a)Belli bir meblağı ihtiva edenler   
(Binde 1,13)
b)Belli bir meblağı ihtiva etmeyenler     
57,60

Kiracının kirasını ödememe hali ve tahliye prosedürü

Kiracının, kira parasını zamanında ve tam olarak ödememesi durumunda kiraya verenin kira sözleşmesini feshetme ve kiracıyı tahliye etme hak...