24 Ekim 2017 Salı

Nafaka hakkında genel bilgi


- Boşanma davası sırasında eşlerden birine geçinmesi amacıyla nafaka tayin edilebilir mi?

 Boşanma davası açılınca hâkim davanın devamı süresince geçerli olmak üzere kendiliğinden geçici tedbir nafakasına hükmedebilir. Tutukluluk, hükümlülük, askerlik ve özellikle işsizlik tedbir nafakası verilmesine engel değildir. İşsiz eşin başka bir geliri veya paraya çevrilebilecek malı veya serveti varsa tedbir nafakası vermekle yükümlü tutulabilir. Ekonomik güçleri birbirine yakın olan eşlerin geçici tedbir nafakası verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca tedbir nafakasına hükmedilirken tarafların kusuru ölçü olarak alınmaz. (Ancak Yargıtay’ın aksi yönde kararları da bulunmaktadır.) Ancak başkası ile yaşayan eşe tedbir nafakasının verilemeyeceği kabul edilmiştir.

-Geçici tedbir nafakasının miktarına nasıl karar verilir?

Öncelikle tarafların nafaka konusunda bir kabulleri olup olmadığı gözetilmelidir. Miktarın belirlenmesinde şüphesiz tarafların ekonomik ve sosyal durumları belirleyici olacaktır. Tarafların gelir durumları dikkate alınır. Eşin gelirinin az olması tedbir nafakası verilmesine engel değildir. Ancak düzenli ve yeterli geliri bulunmadığı anlaşılan eş geçici tedbir nafakası vermek zorunda değildir. Tarafların durumlarının değişmesi halinde hâkim geçici nafaka miktarının yeniden belirlenmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. Nafakanın toptan veya irat biçiminde ödenmesine hükmedebilir. Nafaka Türk Lirası olmalıdır.

- Davanın devamı sırasında çocuklara ilişkin geçici tedbir kararı alınabilir mi?

Hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan özellikle çocukların bakım ve korunmasına ilişkin önlemleri kendiliğinden alır. Çocuklara karşı alınacak önlemler; çocuğun bir tarafın himayesine bırakılması, geçici kişisel ilişki kurulması, geçici tedbir nafakası verilmesi, çocuğun mallarına geçici önlem alınması ve çocuk kaçırma konusunda alınacak önlemlerdir. Çocuğa verilecek geçici tedbir nafakasına öğretide iştirak nafakası da denmektedir.

-Çocuğa verilecek iştirak nafakası hangi esaslara göre belirlenir?

Çocuğa verilecek nafaka miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları, gelirleri, tarafların ödemeyi kabul ettiği miktar, tarafların hayat koşulları ve ödeme güçleri göz önünde bulundurulur. Herhangi bir işi ve geliri olmayan davacı veya davalı yanında bulunan küçük yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir. Çocuğa iştirak nafakası tayin edilirken çocuk ile taraf arasında soy bağı ilişkisinin bulunup bulunmadığı da dikkate alınmaktadır.


-Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesinin şartları nelerdir?

Yoksulluk nafakası isteyen ağır kusurlu olmamalıdır. Ancak kusursuz veya eşit kusurlu yoksulluk nafakası alabilir. Yoksulluk yükümlüsünün kusuru aranmaz. Fiilen evliymiş gibi bir başkasıyla yaşayanlar da nafaka alamaz. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesinin diğer şartı nafaka verilmediği takdirde boşanma yüzünden talep eden tarafın yoksulluğa düşecek olması aranır. Ayrıca evlilik birliği boşanma ile sona ermelidir. Talepte bulunanın ihtiyacı, karşı tarafın ödeme gücü bulunmalıdır.

- Kimler yoksulluk nafakası alabilir?

Geliri yetersiz olanlar, işten iradesi dışında ayrılmış olanlar, ev kadınları, henüz maaşı bağlanmayanlar, yurt dışı geliri yetersiz olanlar, ailesi zengin ancak kendi geliri bulunmayanlar, geçici işte çalışanlar gibi bu nafakaya ihtiyacı olan kişiler yoksulluk nafakası alabilir.

-Yoksulluk nafakasını kural olarak alamayacak kişiler kimlerdir?

Yoksulluğu kaldıracak düzeyde geliri olanlar, dul aylığı olanlar, yeterli emekli aylığı olanlar, yeterli yaşlılık aylığı alanlar, yeterli kira geliri alanlar, sigortalı olanlar, işsizlik parası alanlar, mesleği olanlar, memurlar, yoksulluğu kaldıran malvarlığı olanlar, yoksulluğu kendisi yaratanlar, işten kendi isteğiyle ayrılanlar, sürekli kumar oynayanlar kural olarak yoksulluk nafakası alamaz.

- İştirak nafakası nedir?

Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra çocuk için verilen nafakaya iştirak nafakası denir.  Kanun koyucu iştirak nafakası ile çocuğun bakım ve eğitim giderlerinden söz etmektedir. Bu bakım giderlerinin içine yiyecek, giyecek- barınma, sağlık, dinlenme, ulaşım, harçlık giderleri girmektedir.

- İştirak nafakası sonradan arttırılabilir mi?


Aile mahkemesi hakimi çocuklara ilişkin önlemleri kapsayan boşanma hükmünün çocuklarla ilgili kısmını değişen şartlara uydurabileceğinden ancak koşulları varsa iştirak nafakasını arttırabilir. İştirak nafakasının arttırılmasında nafakanın belirlenmesinde etkili olan ana baba ve çocukların özelliklerine ilişkin ilkeler aynen geçerlidir. Daha önce açılan iştirak nafakası arttım davasının kesinleşmemiş olması yeni bir iştirak nafakası artırım davası açmaya engel değildir.

Boşanma davaları hakkında genel bilgi

-Boşanma davasında hâkim hangi usullere göre karar verir?

Boşanma davalarında hâkim vicdanen kanaat getirmelidir. Olgular hakkında taraflara yemin öneremez. Tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz. Hâkim kanıtları serbestçe takdir eder. Boşanmanın feri sonuçlarına (maddi manevi tazminat, nafaka, velayet vs) ilişkin anlaşmaların hâkimce onaylanması gerekir. Hâkim gerekli görürse duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

 -Boşanma davası hangi mahkemede açılmalıdır?

Boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davalara bakar. Görev konusu kamu düzenindendir. Dolayısıyla herkes tarafından hüküm verilinceye kadar yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukukta dava açıldıktan sonra o yere Aile Mahkemesi kurulduysa dosya aile mahkemesine devredilir.

-Boşanma davası neredeki Aile Mahkemesinde açılmalıdır?

Boşanma davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesidir. Bu kural kamu düzenine ilişkin olmayıp, kesin yetki kuralı da değildir. Taraflara seçimlik yetki tanınmıştır ve davacı bu iki yerden dilediğinde dava açabilir. Dava açıldıktan sonra yerleşim yerinin değişmesi davanın açıldığı tarihte yetkili olan mahkemeyi yetkisiz duruma getirmez. Ayrıca çekişmeli boşanmada asıl davaya bakan mahkeme karşı davaya bakmakla da yetkilidir.

-Boşanma davasının açıldığı mahkemenin yetkisiz olduğu düşünülüyorsa ne yapılmalıdır?

Boşanma ve ayrılık davaları kesin yetkinin bulunmadığı davalardır. Bu durumda yetkiye yönelik itirazın cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. Aksi halde itiraz dinlenmez. Sözlü itiraz kabul edilmemiştir. Cevap süresi dolmamış olsa bile cevap dilekçesi verildikten sonra yetki itirazında bulunulamaz. Yetkili mahkemeyi seçme imkânı davacıya tanındığından davacı yetki itirazında bulunamaz. Yetki itirazında bulunan taraf seçtiği mahkemeyi bildirmelidir. Davalı süresi içinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.

-Boşanma davasını kimler açabilir?

Özel boşanma sebeplerinin bulunduğu hallerde kanunen boşanma sebebini gerçekleştirmeyen eş davayı açabilir. Genel boşanma sebeplerinin bulunması halindeyse daha az kusurlu, eşit kusurlu veya kusursuz eş davayı açabilir. Doktrinde tam kusurlu eşin de dava açabileceğini kabul eden görüşler de bulunmaktadır. Boşanma davası eşlerce veya vekil aracılığıyla açılabilir. Ancak üçüncü bir kişi veya idari bir makam dava açamaz.

-Boşanma davası sırasında eşlerden biri ölürse davaya nasıl devam edilir?

Boşanma ve ayrılık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan kural olarak bizzat kullanılmalıdır. Ancak bazı şartlarla ölen eşin mirasçıları bu davaya devam edebilir. Öncelikle eşlerden biri ölmüş olmalı ve boşanma davası sürdürülebilir nitelikte olmalıdır. Yani ölen eşin kusurunun ispatlanma olanağı bulunmalıdır. Ayrıca hükmün boşanma bölümü kesinleşmemiş olmalı, ölümden sonra hâkim ölen eşin mirasçılarını belirlemiş olmalıdır. Hâkimin belirlediği bu mirasçılar da davaya devam ediyor olmalıdır.


-Boşanma davalarında avukatlık ücreti ne kadardır?

Avukatlar bulundukları ildeki baroya üye olarak örgütlenir. Baro avukatların hukuki danışmanlık hizmetine karşılık alacağı maddi karşılığı tavsiye niteliğinde ve asgari olarak belirler. Bu ücret müvekkil ile avukat arasında davanın zahmetine, uzunluğuna, avukatın uzmanlığına gibi farklı etmenlerle çok farklı şekilde kararlaştırılabilir. İstanbul Barosu tarafından kararlaştırılan ücretlere İstanbul Barosunun web adresinden ulaşabilirsiniz.

- Avukata başvuracak maddi gücü bulunmayan kimseler için bir imkân bulunmakta mıdır?

İstanbul Barosu avukat ile temsil gücü bulunmayıp hukuki yardıma ihtiyacı olan kişilere avukat tayin etmektedir. Bunun için kişinin adli yardım bürosuna müracaat edip ödeme gücünü bulunmadığını ispat etmesi gerekir. Adli yardımdan yararlanmak isteyen kişiler, muhtardan alınacak fakirlik belgesi, ikametgâh belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisi ve dava için gerekli belgelerin fotokopisiyle adli yardım bürolarına başvurmalıdır. Adli yardım büroları; Çağlayan, Bakırköy, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Kartal, Büyükçekmece, Ümraniye şubeleriyle hizmet sunmaktadır. Aile içi şiddete uğrayan ve maddi durumu olmayan kişiler evrakları olmaksızın da kabul edilmekte ve avukata veya gerekiyorsa sığınma evlerine yönlendirilmektedir.

-Yabancı mahkemelerde verilen boşanma kararı Türkiye’de geçerli midir?

Yabancı bir ülkede alınan boşanma kararın Türkiye’de kesin hüküm gücünün bulunması tanıma davası,  icra olunması içinse tenfiz davası açılması gerekir. Bu iki dava tanıma tenfiz olarak aynı anda davalının ikametgâhı aile mahkemesine açılmaktadır. Davalının İkametgâhı yoksa sakini olduğu yerin mahkemesinde, bu da yoksa Ankara, İstanbul, İzmir Mahkemelerinde dava açılabilir. Eşler yabancı ülkede evlendikten sonra Türkiye’de tanıma tenfiz davası açmazsa, Türkiye’de hala evli gözükür ve yeniden evlenmek istediklerinde mevcut evlilik evlenme engeline takılacaklar ve yeniden evlenemeyeceklerdir.

-Tanıma Tenfiz Davası için gerekli belgeler nelerdir?

 Tenfiz dilekçesine eklenmesi zorunlu bazı belgeler bulunmaktadır. Bunlar; Yurt dışı mahkemesi tarafından verilen boşanma kararının aslı + Apostille şerhi, boşanma kararının kesinleşmiş olması, bu metinlerin yeminli tercümanca Türkçeye tercüme edilmiş olması, Türkçe tercüme sonrası Noter veya Konsoloslukça tasdik edilmesi, pasaport ve nüfuz cüzdanı fotokopisi, ayrıca Türkiye’de avukata verilecek noter tasdikli veya konsolosluktan resimli alınan boşanma vekâletnamesidir.

- Özel boşanma sebepleri nelerdir?

Özel boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda beş maddede düzenlenmiştir. Buna göre; zina, hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı muamele, suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel boşanma sebepleridir. Kanun koyucu önceden belirlediği bir olayı boşanma nedeni olarak kabul etmektedir.

- Genel Boşanma nedenleri nelerdir?

Özel boşanma nedenleri belli bir olguyu gösterir ve boşanma için yeterlidir. Bunun yanında kanun koyucu ayrıntıları kanunda gösterilmeyen birçok durumdan dolayı da boşanma kararı verebilme olanağı vermiştir. Buna göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve eylemli terk nedeniyle boşanma genel boşanma sebeplerindendir.

-Zina nedeniyle boşanma şartları nelerdir?

Zina olayının kanıtlanmasının varlığı durumunda kadın veya erkek kusursuz eşin açmış olduğu davada olayın evlilik birliğine etkisine bakılmaksızın boşanma kararı verilmektedir. Zina aynı zamanda mutlak boşanma nedeni olup, evlilik birliğine yapılan en büyük sadakatsizlik ve hakaret olarak kabul edilmektedir. Zina evli bir şahsın eşinden başkasıyla cinsi ilişkide bulunması olarak tanımlanır. Dolayısıyla öncelikle hukuken geçerli bir evlilik bulunmalıdır. Ayrılık kararı bulunsa da uygulanır. İkinci olarak eşinden başka karşı cinsten biriyle cinsel ilişki kurulmalıdır. Zina için bir seferlik bir ilişki yeterlidir. Son olarak zina eylemi bilerek gerçekleştirilmeli yani taraf kusurlu olmalıdır.

-Zina hangi durumlarda uygulanmaz?

Yok evliliklerde, nişanlılıkta zina uygulanmaz. Ayrıca hayvanla cinsel ilişki, yapay döllenme, âşıkane hareketler (okşama, öpüşme vs), bakım amaçlı kalma zina sayılmamaktadır. Aynı cinsle ilişki kabul gören baskın görüşe göre zina sayılmamaktadır. Ancak kanaatimizce eşinden başka biriyle cinsel ilişki zina sayıldığından 3. Kişinin cinsiyeti durumu değiştirmemelidir. Zina tecavüze uğramada, ağır uykuda, hipnotize uğramada, kendini bilmeyecek derece sarhoşlukta, ciddi tehdit halinde de uygulanmaz.

- Zina nasıl ispat edilir?

Her türlü delille iptal edilebilir. İspat yükü davacıdadır. İspat araçları; kocasından gebe imkânı bulunmayan kadının gebe kalması, zührevi hastalıklara yakalanması, zinayı kanıtlayıcı fotoğraflar, düğün yapmak, mektup-ses kaydı-telefon kaydı vb iletişime ilişkin belge ve kayıtlar, tanık beyanları, otel kayıtları ispat aracı olarak kullanılabilir. Ancak ikrar ve yemin boşanmada delil olarak kullanılamaz.

- Zinada hak düşürücü süre ve af ne ifade etmektedir?

Zina sebebiyle boşanma davasında dava hakkı olan kadın veya koca, zinayı öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkını kaybeder. Hâkim tarafından hak düşürücü süreler resen dikkate alınır. Bu süre devam eden zinada son ilişkiden itibaren başlar. Dava hakkı hak düşürücü süre dışında af ile de düşer. Af sözlü-yazılı-örtülü-zimmî yapılabilir. Affın gerçek iradeyle yapılması gerekir.

- Davacı davasını hem zina gibi özel boşanma nedenine hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebine bağlı olarak açabilir mi?

Öncelikle özel boşanma nedenlerinin varlığı halinde eşler mutlaka özel nedenlere bağlı olarak boşanma davası açmak zorunda değildir. Ancak davacı, davasını münhasıran zina gibi özel boşanma sebebiyle boşanma davası olarak açtıysa hâkim genel nedene göre boşanma kararı veremez. Hâkim tarafların talep-sonuçları ile bağlıdır. Ayrıca özel boşanma nedeni bulunmasına rağmen diğer eş sadece evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak dava açtıysa hâkim zina gibi özel nedenle boşanma kararı veremez. Ancak aynı dava içerisinde iki sebeple de dava açılabilir. Bu durumda hâkim iki durumu da ayrıca değerlendirir. Örneğin zinayı kabul etmeyip davayı ret edemez, genel sebebi de araştırmalıdır. İki talep hakkında da ayrıca hüküm kurmalıdır.

-Hayata kast nedeniyle boşanma nedeninin şartları nelerdir?

Hayata kast mutlak boşanma nedenlerindendir. Ayrıca ortak hayatın çekilmez hale gelmesi şartı aranmaz. Çünkü kişiden müstakbel katili ile aynı evde oturması beklenemez. Bu eşin diğerini öldürmek amacıyla yaptığı eylemlerdir. Ani veya planlı olması eylemi değiştirmez. İntihara teşvik etmek de hayata kast anlamına gelir. Ayrıca mutlaka öldürmeye elverişli araçların kullanılması zorunlu değildir. Elverişli olmasa da öldürme amacı yeterlidir. Eşin ölüm tehlikesine seyirci kalınması da hayata kast kapsamındadır. Ancak öldürme tehdidi, öldürme amacı bulunmayan hareketler, eşin yakınlarına yönelik eylemler hayata kast kapsamına girmez.

- Hayata kast nedeniyle boşanmada hak düşürücü süre ve af ne anlama gelir?

Dava hakkı olan eş, eylem üzerinden 6 ay ve herhalde 5 yıl da düşer. Bu hak düşürücü süreler yanında af halinde de dava hakkı düşmektedir. Af açık-örtülü-yazılı-sözlü yapılabilir. Kişi bizzat kendisi serbest iradesiyle affetmiş olmalıdır. Kişinin ceza kovuşturması sırasında şikâyetinden vazgeçmesi hayata kast nedeniyle boşanma davası hakkını ortadan kaldırmaz.

- Her kötü davranış pek fena muamele sayılır mı?

Pek kötü muamele özel ve mutlak boşanma sebeplerindendir. Kötü muamelenin maddi şekilde gerçekleşmesi gerekir. Bu zulüm, işkence, eziyet, dövmek, aşırı derecede cinsel ilişkide bulunmak veya anormal cinsel ilişkiye zorlamak gibi vücut bütünlüğüne yönelik saldırılarla gerçekleşebileceği gibi aç bırakmak, mahzene kapatmak, hastalık aşılamak veya hapsetmek gibi sağlığa yönelik saldırı şeklinde de gerçekleşebilir. Bu davranışların zulüm ve işkence boyutunda olması gerekir. Yargıtay bir kere dahi acımasızca dövmenin kötü muamele olduğu kanaatindedir. Hak düşürücü süre ve af konusunda hayata kast nedeniyle boşanmada bahsedilen kurallar geçerlidir.

-Hâkim bir davranışın ‘Pek Kötü’ olduğuna nasıl karar verir?

Aile Mahkemesi hâkimi davacı ve davalının; karakterlerini, kültür düzeylerini, sosyal niteliklerini, eğitim durumlarını, yaşadıkları çevrenin yargı ve geleneklerini, yöresel davranış ve yaşam biçimlerini dikkate alarak davranışın pek kötü niteliğini belirlemektedir.

- Onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir?

Onur kırıcı davranış yazılı veya sözlü olarak ya da telefon gibi herhangi bir araçla gerçekleştirilebilir. Örneğin eşine sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini gerçeğe aykırı olarak tekrarlamak, ulu orta ‘şerefsiz’ diye hakaret etmek onur kırıcıdır. Onur kırıcı davranışın boşanma nedeni olabilmesi için belirli bir ağırlığa ulaşması gerekir. Yargıtay da namus ve şerefe yönelik özel bir ağırlığı ve niteliği olan hakarete ilişkin eylemleri onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma sebebi olarak kabul etmekte, bu ağırlığa ulaşmayan hareketleri ise tepki niteliğinde sayılan hareket olarak nitelendirmektedir. Hâkim pek kötü davranışı belirlerken kullandığı 41. Sorudaki koşulları davranışın onur kırıcı niteliğinde de kullanır.  Onur kırıcı davranışın ayrıca evlilik birliğini çekilmez hale getirmesi aranmaz.  Pek kötü davranıştaki 6 ay ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri ve af burada da dava hakkını ortadan kaldırmaktadır.

- Eşlerden birinin suç işlemesi halinde boşanma kararı verilebilir mi?

Suç işleme nispi ve özel boşanma nedenlerinden biridir. Ancak bunun için işlenen suçun küçük düşürücü nitelikte olması ve bu durumunda suç işleyen eşle birlikte yaşamanın diğer eşten beklememesi gerekir. Hangi suçların yüz kızartıcı nitelik taşıdığı her olayda toplumdaki anlayışa göre ayrıca değerlendirilir. Ancak Anayasa’da yüz kızartıcı suç olarak tanımlanan bazı suçlarda hâkim değerlendirmesine gerek olmadan yüz kızartıcılık niteliği bulunmaktadır. Bu suçlar, rüşvet, zimmet, irtikâp, uyuşturucu ticareti, hırsızlık, dolandırıcılık, parada sahtecili, kasten adam öldürme gibi suçlardır. Bu suçların boşanma nedeni olabilmesi için evlendikten sonra işlenmesi gerekir. Kusurlu olarak suç işleyen eşin bu hareketi evlilik birliğinin devamını diğer eş katlanılamaz hale getirmelidir. Bu boşanma nedenine dayalı olarak boşanma davası açabilmek için hak düşürücü sınırı bulunmamaktadır, dürüstlük kuralına uygun olarak her zaman dava açılabilir. Yargıtay suçun öğrenilmesinden yıllar sonra dava açılmasını hakkın kötüye kullanımı olarak görmektedir. Aile mahkemesi karar verirken ceza soruşturmasının sonucunu beklemeli ve delillerle değerlendirerek karar vermelidir.

- Eşlerden birinin haysiyetsiz hayat sürmesi boşanma nedeni midir?

Haysiyetsiz hayat sürme özel ve nispi boşanma nedenlerinden biridir. Haysiyetsiz hayat toplumdaki anlayışa göre belli bir süreden beri devamlı olarak namus, şeref ve haysiyet kavramlarıyla bağdaşmayacak şekilde yaşamaktır. Bu boşanma nedenine dayanabilmek için kişi evlendikten sonra, bilerek isteyerek, sürekli olarak (yaşam biçimi halinde)  haysiyetsiz kabul edilen hayat sürdürülmeli ve bu nedenle ortak hayat çekilmez hale gelmelidir. Örneğin evlendikten sonra eşin bir başkasıyla bir müddet evlilik dışı birlikte yaşaması haysiyetsiz hayat sürmeye örnektir. Yargıtay birden çok kişi ile görüşmenin şart olmadığı görüşündedir. Yargıtay’a göre eşin eylemlerinin; onur kırıcı, görenler üzerinde olumsuz etki yaratacak ve herkes tarafından hoş karşılanmayacak nitelikte olması boşanma kararı için yeterlidir. Randevu evi işletmek, ayyaşlık, kumarbazlık, homoseksüellik, uyuşturucu bağımlısı olmak ve gönül tellallığı halinde kişinin haysiyetsiz hayat sürdüğüne karar verilmiştir. Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle açılan boşanma davasında hak düşürücü süre veya af yoktur. Dürüstlük kuralı çerçevesinde her zaman bu nedene dayanılabilir. Ancak uygulamada uzun yıllar sonra açılan davalar çekilmezlik şartını ortadan kaldırdığından ret edilmektedir.

-Eşini terk eden tarafa boşanma davası açılabilir mi?

Terk, özel ve mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Ayrıca bu nedenle ortak hayatın çekilmezliği aranmaz. Terk nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için; eşlerden biri ortak hayattan ayrılmış olmalıdır. Eşte terk ederken ortak yaşama son verme kastı bulunmalıdır. Eşin oluşturduğu fiili ayrılık hukuka aykırı olmalı, hukuken geçerli bir ayrılık kararına dayanmamalıdır. Davet edilen konut hazırlanmış olmalıdır. Aile mahkemesi ihtar çekmiş olmalı ve ihtar sonuç doğurmalıdır. Son olarak yargılama usule uygun yapılmış olmalıdır. Söz konusu ayrılığın en az 6 ay sürmesi ve istem üzerine hâkimce yapılan ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. Terk konusunda önemli olan bir diğer husus hem evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenine hem de terke dayalı olarak birlikte dava açılamayacağıdır. Genel ya da özel nedenden birinin seçilmesi gerekir.

- Her zaman giden terk eden midir?

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için iradi olarak ve haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmediğinde,  ayrılık en az 6 ay sürmüş, hâkim ihtarı sonuçsuz kalmışsa gider terk edendir ve terk edilen eş boşanma davası açabilir. Terk nedeniyle boşanma davasını terk eden eş açamaz. Bunun yanında gider her zaman terk eden değildir. Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Bu eş esasen ortak konutta oturmakta, diğer eşi farklı sebeplerle konuta almamaktadır. Ortak konutu terk etmeye zorlayan, eşi konuttan kovan eş terk nedeniyle boşanma davası açamaz. İşte esasen konutta oturup diğer eşi konuta gelmemeye mecbur bırakma durumunda yapıntı terk’ten bahsedilmektedir. Bu durumda yapıntı terke maruz bırakılan eş dava açabilir.

- Hangi hallerde terkten söz edilemez?

Askerlik, cezaevinde bulunma, hastalık, öğrenim, memuriyet gereği, esirlik, iş seyahati nedenleriyle ayrı yaşama terk sayılmaz.

- Eşler hangi durumlarda ayrı yaşama hakkına sahiptir?

Eşlerden biri, diğerinin canına kast ettiyse, diğerine zührevi hastalık aşıladıysa, diğerini dostuyla birlikte yaşamaya zorladıysa, hasta çocuğuna refakatçi kalıyorsa gibi nedenlerle yaşamaya ara verilmesi haklı bir nedene dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ev eşlerin yönetimine ilişkin önlemleri alır. Bu nedenlerle ortak konuttan ayrılmış eşin eylemi terk sayılmaz.

- Eşlerden birinin akıl hastalığı boşanma nedeni yapılabilir mi?

Akıl hastalığı da özel boşanma nedenlerinden biridir. Akıl hastalığı dışındaki hiçbir hastalık özel boşanma nedeni sayılmamıştır. Akıl hastalığı evlilik öncesi başlamış olabilir. Bu durumda akıl hastaları ancak, evlenmelerinde tıbbi bir sakınca bulunmadığını resmi sağlık kurulu raporuyla belgelerse evlenebilir. Evlenmeye engel olacak derece akıl hastalığı varsa evlenme mutlak butlanla batıldır. Ve sağlıklı eş açacağı dava ile hâkim kararıyla evlilik sona erer. Mutlak butlan durumunda davacı eş mutlak butlan davası açabileceği gibi boşanma davası da açabilir. Eşin açacağı boşanma davası, savcı ve ilgililerin mutlak butlan dava hakkını etkilemez. Akıl hastalığı evlilikten sonra başladıysa diğer eşin yalnızca boşanma davası açma hakkı bulunur. Akıl hastalığına dayalı boşanma davalarında bu hastalığın ortak yaşamı çekilmez hale getirmesi koşulu aranmaktadır. Bu çekilmezlik her türlü delille kanıtlanabilir. Dava herhangi bir süre sınırlamasına tabi olmaksızın her zaman açılabilir.

-Hangi tür akıl hastalarına karşı bu durumu boşanma nedeni yapılabilir?

Sadece iyileşmesi olanaksız bulunan akıl hastalarına karşı bu nedenle dava açılabilir. Akıl hastalığı iyileşebilir cinstense hastalık kaç yıl sürmüş olursa olsun başkaca bir kanıt toplanmadan dava derhal ret edilmelidir. Akıl hastalığının iyileşmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit ettirilmelidir. Bu sağlık kurulu konu ile ilgili uzmanları bünyesinde barındırıyor olmalı ve rapor alınması konusundaki masrafları davacı karşılamalıdır. Kurul raporunda akıl hastalığının geçmesi olanağının bulunmadığı açıkça belirtilmelidir.

- Akıl hastası eş davada nasıl taraf olabilir?

Akıl hastalığı sebebiyle açılacak davalarda husumetin doğrudan doğruya akıl hastasına yöneltilmesi gerekir. Ancak davalının akıl hastası olduğu iddia edildiğinden dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğu için hâkim bu durumu kendiliğinden göz önünde bulundurarak, davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği konusunda vesayet makamına müracaat ederek sonucu beklemelidir. Aile mahkemesi hâkimi vesayet makamına yazı yazmak yerine kendisi vasi atamaya karar verirse, karar temyiz edilmişse bozulacaktır.

- Akıl hastası eş aleyhine tazminat talep edilebilir mi?

Akıl hastalığı nedeniyle açılan boşanma davasında TMK 174/1-2 maddesi gereği tazminat sorumluluğu için kusurlu olmak şart kılınmıştır. Davalı eş akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücüne sahip olmadığına göre fiillerinden hukuken sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulamaz.

-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ne demektir?

Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesi genel boşanma nedenlerinden biridir. Evlilik birliğini hangi olayların temelden sarsacağını önceden tek tek saymak mümkün değildir. Her somut olayda taraflarca gerçekleştirilen fiillerle birlikte evliliğin temelinden sarsıldığına karar verilebilir. Ancak evliliğin temelinden sarsılması boşanma kararı vermek için yeterli değildir, ayrıca çekilmezlik koşulunun sağlanması gerekir. Çekilmezlik koşulunun gerçekleşebilmesi için o eylemin davacıda evlilik ruhunu söndürmüş ve onu evlilikten nefret eder hale getirmiş olması gereklidir.

- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasını hangi eş açabilir?

Eşlerden her ikisi de kusurlu olsa veya her ikisinin de kusuru bulunmasa bile boşanma davası açılabilir. Çünkü burada kusur değil evlilik birliğinin onarılamaz biçimde sarsılması temel alınır. Dolayısıyla kusurlu tarafa da dava açma hakkı tanınmıştır. Ancak Yargıtay bu durumu tam kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçimde yorumlamamaktadır. Yargıtay’a göre tam kusurlu eşin, kusursuz eşe karşı dava açma imkânı bulunmamaktadır. Ancak eşit kusurlu veya az da olsa kusurlu davalıya karşı boşanma davası açılabilecektir.

- Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan davranışlar nelerdir?

Bu davranışlar Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Buna göre duygusal, sosyal, ekonomik, cinsel, görsel veya fiziksel şiddet evlilik birliğini temelinden sarsmaktadır.

- Boşanmaya neden olan duygusal şiddet nasıl gerçekleşmektedir?

Küçültücü davranmak, kilosuyla-organlarıyla-görüntüsüyle alay etmek, ekonomik-fiziksel-cinsel aşağılamalarda bulunmak, tükürmek, küçümsemek, başkalarıyla kıyaslamak, sırları açıklamak, dedikodu çıkarmak, iftira etmek, beğenmemek, kendisine yakışmadığını söylemek, suçlayıcı davranmak, hakaret etmek, eşini sevmediğini söylemek, zorla evlendirildiğini söylemek, soğuduğunu söylemek, istemediğini söylemek, aşırı kıskançlık, başkalarıyla görüştürmemek, tehdit etmek, kovmak, çeşitli nedenlerle baskı yapmak, korkutmak, hürriyetinden yoksun bırakmak, evle ilgilenmemek, tedaviyle ilgilenmemek, dışlamak gibi Yargıtay kararlarında yer alan ve sayısı sınırlı olmayan duygusal şiddet maalesef uygulanmakta ancak boşanma nedeni sayılmaktadır.

- Ekonomik yönden nasıl şiddet uygulanır?

Borçlarını ödememek, aşırı borçlanmak, hacze sebep olmak, alacaklıların rahatsız etmesine sebep olmak, kumar oynamak, aşırı derece şans oyunu oynamak, eşinden habersiz parasını almak, eşini borçlanmaya zorlamak, eşinin kredi kartını izinsiz kullanmak, çalışmamak, çalıştırmamak, zorla çalıştırmak, eve bakmamak, evin eşyalarını satmak, aşırı tasarrufta bulunmak vb. birçok durum ekonomik şiddete örnektir ve boşanma nedenidir.

- Cinsel şiddet nasıl uygulanmaktadır?

Hiç cinsel ilişki kurmamak, cinsel ilişkiden kaçınmak, doğal olmayan yoldan cinsel ilişkiye zorlamak, istenmeyen şekilde ilişki kurmak, istek dışı cinsel ilişki kurmak, başkalarına cinsel açıklamalarda bulunmak, eşini satacağını söylemek, cinsel sapkınlıkta ve tacizde bulunmak, cinsel içerikli uygunsuz internet sitelerine girmek, cinsel içerikli uygunsuz söyler söylemek, cinsel güveni sarsıcı davranışlarda bulunmak, başkasıyla yaşamak, eve başkasını almak, sadakatsizliğini açıklamak, eşini pazarlamaya çalışmak vb. birçok durum cinsel şiddete örnektir ve boşanma nedenidir.

- Fiziksel şiddet nasıl gerçekleşmektedir?

Eşini dövmek (koruma kararı, tanık beyanları, darp raporları, fiziksel belirtiler ispatta kullanılabilir), çocukları dövmek, dövülmeye sessiz kalmak, yaralamak, bir şeyler fırlatmak, ısırmak, itmek, tekmelemek, saçını çekmek, koparmak, üzerine yürümek, eve kilitlemek, eşyalarına zarar vermek, şiddete kalkışmak vb. birçok durum fiziksel şiddete örnektir. Fiziksel şiddet diğer şiddet türleri içerisinde fizyolojik ve psikolojik olarak en büyük etkilere sahip şiddet türüdür. Bir kere gerçekleştikten sonra bunun son olmadığını her zaman bilmeli ve adli mercilere başvurmalısınız.

- Sosyal şiddet nasıl gerçekleşir?

Giyim konusunda baskıda bulunmak, olağan giyimine karışmak, eşinin giyimine ailesinin müdahalesine seyirci kalmak, eşinin rızası dışımda çağdaş kıyafetlere aykırı davranmak, sürekli içki kullanmak, uyuşturucu kullanmak, aykırı hobilere sahip olmak, hobilere aşırı düşkün olmak, çocuğu habersiz sünnet etmek, düğün töreni aşamasında sorunlar çıkartmak, konuklara iyi konukseverlik göstermemek, muska, büyü ve fal işleriyle uğraşmak, imam nikâhlı yaşamak, tarikata girme için baskı yapmak, eşin eğitim görmesini engellemek vb. birçok neden sosyal şiddete örnektir.

- Görsel şiddet ne demektir?

Telefonla tehdit, telefonla hakaret, telefonla sarkıntılık, davacının yakınlarıyla görüşmesini engellemek için telefonuna şifre koymak, yatak odası görüntülerini paylaşmaya çalışmak, günlük ve mektup içerisinde aykırı sözlerde bulunmak, aykırı davranışların bulunduğu fotoğraflar çektirmek, internet ortamında hakaret tehdit vb. birçok durum görsel şiddete örnektir ve boşanma nedenidir.

- Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olmayan davranışlar nelerdir?

İstemeyerek çocuğun ölümüne neden olmak, yaş farkı bulunması, cinsel saldırıya uğramak, salt fiili ayrılığın bulunması, hastalıklı olmak, ağız ve vücut kokusu, yatağını ıslatmak, sedef hastalığı, bedensel farklılıkları bulunmak (aşırı et beni bulunması gibi), çocuğu olmamak, bedensel özürlü olmak, yasal haklarını kullanmak (savcılığa şikâyet gibi), koruma tedbiri istemek, sulh girişimini ret etmek, dil-ırk-renk-siyasi düşünce- din ayrılığının bulunması gibi nedenler tek başına boşanma nedeni sayılmaz. Ancak bu nedenle evlilik birliğinin devamı taraflar için çekilmez hale gelmiş ve buna hâkim vicdani kanaat getirmişse boşanma kararı verilebilir.

-Yukarıda bahsedilen fiiller gerçekleştikten sonra eşini affeden taraf bu fiilleri boşanma nedeni yapabilir mi?

Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanma davasında af niteliğindeki davranışlar gerçekleşmişse evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma davasının reddi gerekir. Yani affeden taraf affettiği durumu boşanma davasında neden olarak kullanamaz.

- Hangi davranışlar af niteliğindedir?

Eşlerin barışması, barışma girişiminde bulunması, önceki olayları affetmek (feragat ile veya ihtarname çekmek suretiyle), hoşgörü ile karşılamak, olaylar sonra birlikte olmak, birlikte tatile gitmek, birlikte yaşamak, affa ilişkin beyanda bulunmak, boşanmaya dair açılan hukuki süreci sonlandırmak, ceza davasından vazgeçmek, hediye vermek, bağış yapmak, evlilik birliğini olaylara rağmen sürdürmek gibi af iradesini ortaya koyan davranışlar af niteliğindedir.

- Evlilik öncesinde yaşanan olaylar boşanma davasına konu olabilir mi?

Eşler arasında evlilik birliği evlenmeyle kurulmuş olur. Evliliğin genel hükümlerinin eşlere sağladığı hak ve yükümlülükler, evlenmeyle oluşur. Bu sebeple evlenmeden önceki olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında hükme esas alınmaz. Evlenmeden önceki olaylar koşulları varsa başka davanın konusunu oluşturabilir. Evlenmeden sonraki olayların ise ancak boşanma davasının açıldığı tarihe kadar olan bölümü evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davasına konu olabilir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010 sonrası dönemde boşanma davası açıldıktan sonra oluşan olayların boşanma hükmüne esas alınabileceği görüşünü benimsemiştir.

- Üzerinden uzun süre geçmiş olaylar genel nedene dayalı olarak açılan boşanma davasına konu olabilir mi?

Evlenmeden sonra ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasından önceki olayların üzerinden uzun bir süre geçmişse evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davaları ret edilmektedir. Geçen sürenin hesaplanmasında dürüstlük kuralı göz önünde bulundurulur. Çok uzun süre geçmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmektedir. Aynı şekilde yaşanan olaylardan sonra evlilik birliği sürdürülmüşse boşanma davası ret edilmektedir.


İddet Müddeti hakkında bilmeniz gerekenler


Kadınlar boşandıktan kaç gün sonra yeniden evlenebilir?

Evlilik sona erdiyse, kadın taraf, evlenmenin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Bu süre boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlar. Yaklaşık 10 aya tekabül eden süre doğum için gerekli maksimum süreyi ifade etmektedir. Düzenlemenin amacı nesebin karışmasının önlenmesidir. Dolayısıyla bu süre içinde doğumun gerçekleşmesiyle bu süre ortadan kalkar. İddet süresinde doğan çocuğun babası, babalık karinesi gereği, aksi ispatlanıncaya dek boşanılan koca sayılır. Eğer çocuğun babası eski koca değil de başka birisi ise soy bağının reddi davası açılmalıdır. Süreyi durduran nedenlerden bir diğeri de kadının önceki evliliğinden hamile olmadığının hastane raporlarıyla ispatlanmasıdır. Amaç nesebin karışmasını engellemek olduğundan hamile olmayan kadınlar için bu sürenin öngörülmemesi isabetlidir. Ayrıca evliliği sona eren eşler yeniden birbiriyle evlenmek istediğinde de mahkeme bu süreyi kısaltabilir.

Kadınlar iddet müddetinin kaldırılması için dava açabilir mi?

Kadınların 300 günlük evlenme yasağına takılmadan bu süre içinde evlenebilmesinin zorunlu şartı mahkeme yoluyla bu süreyi kaldırtmalarıdır. Her durumda boşanmadan sonra iddet müddeti kaldırma davası açılmalıdır. Karar hastanelerden gelen ‘hamile değildir’ raporuna göre verilir. Eğer iddet müddeti mahkeme kararıyla bozulmazsa bu sürede doğan çocuk için babalık karinesi geçerli olur ve eski koca baba sayılır. Bu durumda çocuk eski kocadan değil de farklı birindense, önce eski koca soy bağının reddi davası açmalı sonrasında biyolojik babanın çocukla soy bağının kurulabilmesi için tanıma veya babalık davası talebinde bulunmalıdır. Görüldüğü üzere bu durum herkes için sıkıntılı bir süreçtir. Dolayısıyla doktrinde, iddet müddetinde başka bir erkekten hamile kalıp bu erkekle evlenecek kadınlarda iddet müddeti engelinin kaldırılması görüşü savunulmaktadır.






Arsa Payının Düzeltilmesi Davası ve Unsurları

Binada bulunan maliklerden biri, arsa payının hatalı belirlendiğini düşünerek; arsa payının düzeltilmesini isteyebilir. Arsa payı düzeltilm...