29 Kasım 2016 Salı

Araç Değer Kaybı Davası Hakkında Genel Bilgiler

Bir trafik kazası yaşanması durumunda araç  servislere götürülür ve gerekli tamir işlemleri ve onarımdan sonra  araçtaki bütün sorunlar giderilmiş olur. Ancak  bu durum da araç artık ikinci el araç sınıfına inmiş olur. Bu durumda da piyasa değeri kaza öncesine göre düşmüş olur. Hem aracın sahibi hem de piyasa artık o araca önceki değerini veremez. İkinci el araç satışlarında herkesin ilk baktığı şey aracın bir kaza geçirmiş olup olmadığıdır. Özellikle aracın tavanında boya yapılmış olması hemen aracın takla attığı düşüncesini akla getirir ve araç satımında caydırıcı bir durumdur.

Araç sahibinin yaptırmış olduğu kasko sigorta koşulları içinde bütün onarım işlemlerinin masrafı sigorta şirketi tarafından karşılanacaktır. Fakat aracın bu kaza nedeniyle uğradığı değer kaybını da sigorta şirketi karşılayıp karşılaması soru işareti yaratmaktadır.

Genel anlamda kasko sigortası poliçeleri, araçlarda kaza geçirme ve onarım yüzünden ortaya çıkan değer kayıplarını genel olarak teminat altına almaz. Bu gerekçe ile sigorta şirketinden tazminat istenmesi mümkün değildir.

Ancak bazı sigorta şirketleri kasko sigortası yapılırken ek teminat olarak değer kaybı güvencesini de vermiş olabilir. Bu durumda sigorta şirketi bu kaybı da karşılayacaktır.

Ama böyle bir teminat alınmamışsa o zaman araç sahibinin araç değer kayıplarının karşılanabilmesi için kazaya neden olan ve kusurlu bulunan karşı tarafa başvurması gerekiyor. Yani değer tesbiti yapılması ve tazminat davası açılması gerekiyor.

Bunun için de değer kaybının tesbitine yönelik olarak araç değer kaybı davası açması gerekiyor. Bu maddeye göre araca zarar veren kişi bir kusuru olmadığını isbat etmek zorundadır. Eğer ispat edemiyorsa araçta meydana gelen zarar kaybını haksız fiil hükümleri kapsamında ödemekle yükümlü olacaktır.

Araç değer kaybı davası, kaza olayının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde açılması gerekir. Ancak kazanın olduğu tarihten itibaren on yıl içinde araç değer kaybı davası açılmamışsa zamanaşımına uğrar. Artık yapacak birşey yoktur. Ancak kazanın oluş şekline göre ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu durumda bu süreye uyulur. Yargıtay’ın da çeşitli davalarda verdiği kararlar hep bu yönde olmuştur.

Mahkemelerin bu yönde karar verebilmesi için öncelikle bilirkişi incelemesi yapılmakta olup, Araçlarda kaza sonrası değer düşüklüğü, araçtaki hasarın büyüklüğü, dolayısıyla yapılan onarımın büyüklüğü ve tamirat sırasındaki işçilik kalitesi ile doğru orantılı olarak değişir.

Değer tespit ve tazminat davası açılabilmesi için ilk koşul, karşı tarafın kazada kusurlu olması gerekiyor. İkinci koşul ise araçta onarım yapılan kısımların ve parçaların, kaza öncesi sağlam ve orijinal olması gerekiyor. Bu önemli bir konu.

Örneğin kaza öncesi şasi zaten bir onarım görmüşse, bu durum aracın daha önce de kaza geçirdiğini gösterir. Ya da kazada göçen çamurluklar daha önce çekiçlenmiş, macun çekilmiş ve boya görmüşse bu durum da aracın daha önce bir darbe aldığının göstergesidir. Bu durumlarda araç daha önce zaten değer kaybına uğramış olduğundan bu kazada yeni bir değer kaybı söz konusu olamaz. Bu arada farlar, silecekler, camlar, stoplar, tamponlar ve jantlar gibi onarım gerektirmeyen, sadece yenisi alınıp takılan parçalar için değer kaybı uygulanmaz.


Bu koşullar bulunuyorsa yapılacak ilk iş önce değer tesbiti yaptırmaktır. Mahkeme önce bilirkişi atayacak, bilirkişi ise hasarın ve onarımın boyutlarına bakarak araçtaki değer kaybını gösteren bir rapor verecektir. Arkasından da araçta bu duruma neden olan aleyhine tazminat davası açılacaktır.

Yaralamalı veya Ölümlü Trafik Kazası nedeniyle açılacak tazminat davaları hakkında genel bilgi

Trafik kazaları çoğu zaman organ ve uzuv yaralanmaları ya da kayıplarıyla sonuçlanacabileceği gibi bazı durumlarda ölümle de sonuçlanabilir.

Bu gibi durumlarda kayba uğrayanın kendisi yada mirasçıları uğradıkları zararın telafisi amacıyla karşı taraftan kusurlarıyla orantılı neticede tazminat isteme hakkına sahiptirler.



Kimler Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açabilir?

Eğer trafik kazası mağduru hayatta ise kendisi,vefat etmiş ise bundan zarar gören yakınları,nişanlısı,bakım ve desteği altındaki kişilerin dava açma hakkı mevcuttur.Mağdur ölmeden açılan bir davaya mirasçıları devam edebilmektedir.

Tazminat davası kime karşı açılabilir?

Kazada kusuru olan karşı tarafa dava yöneltilebileceği gibi sigorta şirketi de davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir.KTK 97. Madde uyarınca 'Zarar gören zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir' demektedir.

Burdaki ince ayrıntı maddi zararın sigorta şirketinden talep edilmesi,eğer karşılanmıyorsa sigorta şirketine maddi tazminat davası açılması yönünde olup,Mağdur veya miraçıları Manevi tazminat taleplerini sigorta şirketine karşı sunamamaktadır.Manevi tazminat yönünden talepler sadece kusurlu karşı tarafa karşı sürülebilir.

Sigorta şirketinin belirlenmesi

Kazaya sebebiyet verenin trafik veya kasko poliçesini hazırlayan sigorta şirketi olabilir.Bu sigorta şirketleri birbirinden farklı ise her ikisinden de talepte bulunmak veya dava açmak mümkündür.



Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası,sigorta ettirenin 3. şahıslara verdiği zararı karşılamak üzere,hem 3. şahısları hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür.

Kanun koyucu yasak olmasına rağmen Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasını yapmadan trafiğe çıkan ve kazalara karışarak bu araçların verdiği zararlardan dolayı 3.şahısların mağdur olmasını engellemek amacıyla güvence hesabı kurmuştur.Böylece kazaya karışan aracın trafik sigortası bulunmasa da güvence hesabından söz konusu zararın tazminini mağdur talep edebilmektedir.

Tazminat davalarında zamanaşımı

Bu süre Mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıldır.Tüm bunların yanında kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı sözkonusudur.Şayet dava sigorta şirketine açılacak ise bu süre 2 yıla uzayacaktır.


Eğer Trafik kazası sonucu ortaya çıkan durum bir cezayı ve ceza davasını gerektirir ise ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süreleri uygulanacağından bu süre daha da uzayacaktır.

Ölümlü trafik kazaları neticesinde, vefat edenin yakınları için talep edilecek tazminat hakları aşağıda belirtilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatı,
Cenaze ve defin giderleri,
Vefat edenin, vefatı anına kadar yapılan tedavi giderleri ve diğer masraflar,
Kazaya karışan aracın uğradığı hasara ilişkin maddi tazminat,
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybeden müteveffanın yaşamı süresince destek olduğu ve vefat sonrasında bu destekten yoksun kalan kişiler için doğan maddi tazminata destekten yoksun kalma tazminatı denir. Destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişiler;

Müteveffanın ailesi , (Ölenin Eşi, Anne, baba, çocuk ve kardeşler)
Ölen ile aralarında akrabalık bağı olmasa da, ölenden sağlığında destek aldığını ispat etmek suretiyle 3. kişiler de destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.
Vefat Eden Çocuk İse Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Trafik kazası neticesinde, vefat eden çocuk ise, vefat edenin anne ve babası, çocuğun ileriki yaşlarında kendilerine destek olacağı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edebiliriler. Bu tazminat hesaplanırken, vefat eden çocuğun yaşı ile ileride destek olabileceği kişilerin yaşı ve diğer etkenler değerlendirilerek karar verilir.

Vefat Eden Kişinin Hastane Ve Tedavi Giderleri

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybeden şahıs, vefatından önce tedavi görmüş veya ölenin yakınları tarafından tedaviye ilişkin başkaca masraflar yapılmışsa, yapılmış olan bu masraflar da maddi tazminat kapsamında, davalı taraftan istenebilir.

Vefat Edenin Cenaze Ve Defin Giderleri

Trafik kazası neticesinde hayatını kaybedenin cenaze ve defin giderleri de maddi tazminat kapsamında davalıdan talep edilecektir. Bu giderler;

Defin giderleri,
Cenazenin bir yerden bir yere taşınması için gereken zorunlu masraflar,
Kefen masrafı,
Yemek giderleri vb. giderlerdir.
Genellikle Mahkemelerce yapılan uygulamalarda, yukarıda sayılan giderler için maktu olarak belirlenmiş 1.000 TL – 2.000 TL arası bir rakam takdir edilse de, ölenin yakınları, mahkeme tarafından belirlenen bedelden daha fazla masraf yaptığını ispatladığı takdirde, Mahkemenin ispatlanan bedel oranında karar vermesi gereklidir. Trafik Kazaları ve Tazminat Davası

Ölümlü Trafik Kazası Manevi Tazminat

Ölümlü trafik kazası neticesinde vefat edenin , yakınlarının , ölüm nedeniyle yaşadığı üzüntü ve ıstırabın bir parça da olsa tatmin edilebilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülmüş bir tazminat türüdür. Ölümlü trafik kazası nedeniyle talep edilen manevi tazminata ilişkin takdiri yasa koyucu münhasıran hakime vermiştir. Dosya Hakimi talep konusu maddi tazminata ilişkin karar verirken, dosyaya sunulan raporlar ve diğer maddi deliller doğrultusunda hareket etmek zorunda iken, ölümlü trafik kazası neticesinde manevi tazminat hususunda, hakim karar verme serbestisine sahiptir. Fakat bu serbesti , hakimin keyfi bir şekilde karar verebileceği anlamına da gelmemektedir. Dosya hakimi, davalı ve davacı tarafların sosyo-ekonomik durumları, ölümlü trafik kazasının ve bunun neticesinde gerçekleşen vefatın ilgililer üzerindeki etkisi gibi gerçekleri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedecektir.

Yaralamalı Trafik Kazaları

Yaralamalı trafik kazalarında, kaza neticesi yaralanan kişinin yaşamı sürdüğü için destekten yoksun kalma tazminatı yoktur. Trafik kazası neticesinde kazadan etkilenen kişi,

Kaza dolayısı ile yapılan tedaviye ilişkin giderleri,
Kaza dolayısı ile hastanede veya evinde yattığı, tedavi gördüğü süreç içerisinde çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirlerin tazminini isteyebilir.
Kaza nedeniyle yaşadığı elem ve ıstırap için yine manevi tazminat talep edebilecektir.
İş Göremezlik Tazminatı

Trafik kazası neticesinde yaralanan kişide uzuv kaybı, kısmi veya tamamen felç olma durumu veyahut ta meslekte belli oranlarda kazanma gücünü kaybedenler bu nedenlerden dolayı tazminat isteme hakkına sahip olacaktır.

Trafik Kazası Sonrası Araçta Meydana Gelen Maddi Zararlar

Trafik kazası neticesi, kazaya karışan araçtaki maddi zararlar da, trafik kazasında kusurlu olan şahıstan ve kusurlu aracın sigorta şirketinden talep edilebilecektir.


Trafik Kazası Sonrasında Kime Karşı Maddi Tazminat Davası Açılır

Maddi Tazminat davalarında asıl davalı taraf , kusurlu aracın sürücüsüdür. Aracı kullanan şahıs rüşt sahibi değilse – çocuksa, akli melekeleri yerinde değilse vb.- bu şahsa velayeten velisine davanın yöneltilmesi gerekir.
Maddi Tazminat davalarında diğer davalı, aracın işleteni olan şahıs veya kurum olacaktır. Trafik kazasını yapan kişi ve aracın ruhsat sahibi farklı kişiler ise, dava hem kazayı yapan şahsa hem ruhsat sahibine karşı açılabilir. Önemle belirtmek gerekir ki, sadece aracın ruhsat sahibi olmak, davalı olmak için yeterli değildir. Kazaya karışan araç eğer gerçekten ruhsat sahibinin fiili tasarrufunda ise dava ruhsat sahibine de açılacaktır. Ancak ruhsat sahibi aracı farklı bir şahsa veya kuruma noter kanalıyla satışını yapmış ancak henüz trafikte devir yapılmamışsa o zaman davanın muhatabı aracı noter kanalıyla satın alan ve fiili tasarrufuna alan şahıs olacaktır.
Trafik Kazalarında Sigorta Şirketlerinin Sorumluluğu

Trafik kazası neticesinde açılacak maddi tazminat davalarında, kusurlu tarafa ait aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamındaki trafik sigortası, kaza neticesinde meydana gelen maddi zararları (kazaya karışan) sigortalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödemek zorundadır. Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigorta poliçesinde belirtilen rakamla sınırlıdır. Halen Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamındaki poliçe miktarları 100.000 TL ile 175.000 TL arasındadır. Bu nedenle, trafik kazası neticesinde meydana gelen zarar 300.000 TL olsa bile , sigorta şirketi poliçede belirtilen rakamla sorumlu olacaktır. Genellikle sigorta şirketleri meydana gelen trafik kazası dolayısı ile sadece maddi zararlardan sorumlu olup manevi zararlardan bir sorumluluğu söz konusu değildir. Fakat poliçede, sigorta şirketine manevi tazminat için ekstra bir prim ödenmiş ve manevi tazminat da poliçe kapsamına alınmış ise, sigorta şirketi manevi tazminat konusunda da sorumlu olacaktır.

Trafik Kazasına Karışan Kusurlu Araç Sigortasız İse

Kanun gereği, trafiğe çıkan tüm araçların Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yaptırması şarttır. Bu sigortayı yaptırmayan kişiler için idari para cezası uygulanmaktadır. Fakat buna rağmen, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yaptırmayan ve kazaya karışan araç ile ilgili nasıl bir işlem yapılacaktır. Bu durumda kanun gereği “Güvence Hesabı” adı verilen fon oluşturulmuştur. Trafik kazası neticesinde maddi zarara uğrayan kişi, bu zararını, kusurlu tarafın sigortacısı olarak Güvence Hesabına dava açmak yolu ile tahsil edecektir. Güvence Hesabı’nın trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zararlara ilişkin sorumluluk sınırları kanun ile düzenlenmiştir.

Trafik Kazasında Kusurlu Taraf (Kazaya Neden Olan ve Çarpan Kişi) Belli Olmadığı Takdirde

Çarpanı belli olmayan trafik kazalarında, zarara uğrayan taraf, uğramış olduğu maddi zararların tazmini için yine Güvence Hesabına başvurabilir ve uğramış olduğu zararların tazminini buradan talep edebilir.

Kamulaştırma ve Davaları Hakkında Genel Bilgi

Kamulaştırma; normalde özel bir mülkiyet olan herhangi bir taşınmazın, kamu kurum ve kuruluşları tarafından el konulması işlemine verilen addır. Bu işlem kamu yararı adına gerçekleştirilen hukuki bir durumdur. Özel mülkiyette tanımlı olan herhangi bir taşınmazın tamamı veyahut da bir kısmı üzerinde yapılabilmektedir.


Kamulaştırma süreci

Kamulaştırmayı yapacak olan  yetkili kurum kamu yararı kararı alır. Bu karar ilgili onay mercii tarafından onaylanır. Kamulaştırılacak taşınmaz/taşınmazların kayıtlı bulunduğu tapu sicil müdürlüğüne yazı yazarak taşınmazın üzerine kamulaştırma şerhi konulmasını talep edilir. Ardından taşınmazın değerini tespit etmek amacıyla kıymet takdir komisyonu görevlendirilir. Kıymet takdir komisyonunun belirlediği bedel üzerinden taşınmazı pazarlıkla satın almak üzere uzlaşma komisyonu oluşturulur.

Taşınmazın maliklerine yazı yazılarak söz konusu taşınmazı pazarlıkla ya da takas usulü ile satın almak istediğini bildirilir. Kamulaştırılacak olan taşınmazın malikinin 15 gün içinde idareye başvurması ile uzlaşma komisyonunca belirlenen bir tarihte pazarlık görüşmeleri başlar. Bu görüşmelerde, önceden belirlenen bedelin üzerinde olmamak kaydıyla bir anlaşmaya varılırsa tutanak tutulup taraflarca imzalanır. Ardından da tapuya gidilerek malik taşınmazı kamulaştırmayı yapan kuruma devreder.Kamulaştırma sürecinde öncelikle anlaşma yoluna gidilir. Yani ilgili kurum taşınmazın malikini ikna etmeye çalışır. Buna satın alma usulü denir. Eğer kamulaştırmayı yapacak kurum malik ile anlaşamaz ise kamulaştırma davası yoluna gidilir.

Kamulaştırma Türleri

-Acele kamulaştırma: Kanunda belirtilen şartların oluşması durumunda taşınmazın malikine karşı acele el koyma davası açılabilmektedir. Bu kamulaştırma davası kamu yararının gecikmemesi amacıyla açılmaktadır. Acele el koymanın ardından kamulaştırmayı yapacak olan kurum satın alma usulünü dener ve eğer sonuç alınamaz ise kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılır. Bu kamulaştırma davası açılmaz ise el konulan taşınmazın maliki tarafından kamulaştırmasız el koymadan dolayı bedel davası açılabilir.

-Kısmı kamulaştırma: Kamulaştırmayı yapacak olan kurum bazen bir taşınmazın tamamını değil de bir kısmını kamulaştırabilir. Eğer bir kısmı kamulaştırılan taşınmazın kalan kısmının değerinde bir düşme meydana gelirse, bu kayıp kamulaştırma bedeline eklenerek malike ödenir. Bunun tam tersi olarak kamulaştırmadan dolayı kalan kısmın değerinde bir artış söz konusu olursa bu kez de bu miktar kamulaştırma bedelinden düşülür. Eğer artan kısım kullanım için elverişsiz duruma gelmiş ise malik 30 gün içerisinde kamulaştırmayı yapan kuruma başvurarak kalan kısmın da kamulaştırılmasını talep edebilir. Eğer bu başvuru üzerine hiçbir işlem yapılmaz ise malik kalan kısmın da kamulaştırılması için kamulaştırma davası açabilir.

-Trampa yolu ile kamulaştırma: Taşınmazın maliklerinin rıza göstermesi koşulu ile, kamulaştırılacak olan taşınmazın kamulaştırmayı yapan kuruma ait başka bir taşınmaz ile takas edilmesi suretiyle yapılan kamulaştırılmasıdır.

Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası :

Kamulaştırmayı yapacak olan idare kamulaştırmayı satın alma usulü ile yapamaz ise taşınmazın malikine karşı yetkili asliye mahkemesine kamulaştırma davası açar. Bu, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasıdır. Bu kamulaştırma davası sonucunda malike ödenecek kamulaştırma bedeli  bilirkişi incelemesi ile tespit edilir ve taşınmazın idare adına tescil edilmesine karar verilir. Bu kamulaştırma davası kamulaştırmayı yapacak olan kurumun açabileceği bir davadır.


Kamulaştırma işlemlerine karşı açılabilecek davalar :

-Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası, kamulaştırmayı yapan kurum tarafından açılabilecek bir dava olup bu davadaki konu kamulaştırma bedelinin belirlenmesidir. Ancak buna karşı kamulaştırmaya karşı çıkan malik de kamulaştırmanın iptali davası açabilir.

Malik, kamulaştırmada  kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle kamulaştırma kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde iptal davası açabilir.


-Malik, kamulaştırılacak olan taşınmazına az değer biçildiğini öne sürerek yetkili asliye hukuk mahkemesine başvurabilir. Burada taşınmazın gerçek değeri mahkemenin yapacağı yargılama neticesinde belirlenir.Bu tarz davaların da kamulaştırma kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde açılması gerekmektedir.


Kamulaştırılan taşınmaz mal geri alınabilir mi?
Bunun için açılabilecek bir dava var mıdır?

Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 5 (beş) yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece, kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaz veya taşınmaz mal, kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi (veya mirasçıları), kamulaştırma bedelini, aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğmasından itibaren 1 (bir) yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkının düşecek olmasıdır. Ayrıca Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrasına göre yapılan kamulaştırmalarda ve 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu’na göre yapılan kamulaştırmalarda “geri alma hakkı” söz konusu olmaz.

İdare, kamulaştırma işleminden vazgeçebilir mi? Vazgeçtiği durumunda ne olur?


İdare, kamulaştırmanın her safhasında, kamulaştırma kararı veren ve onaylayan yetkili merciin kararı ile kamulaştırmadan tek taraflı olarak kısmen veya tamamen vazgeçebilir. Vazgeçme halinde dava giderleri, yargı harçları ve takdir olunacak avukatlık ücreti idareye yükletilir.

KARŞILIKSIZ ÇEK ŞİKAYETİ HAKKINDA GENEL BİLGİ

 Çek Kanunun 5. maddesi gereğince karşılıksız çek suçundan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347....